Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/6416 E. 2015/4063 K. 24.03.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6416
KARAR NO : 2015/4063
KARAR TARİHİ : 24.03.2015

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy (Kapatılan) 16. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13/12/2013 tarih ve 2013/92-2013/142 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 24/03/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. …, davalılardan … ve … vekilleri Av. … ile Av. …… dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, 03.03.2008 tarihli hazirun cetveline göre şirkette 5.000 payının bulunduğunu, bu tarihten sonraki genel kurullarda payının gözükmediğini, yaptıkları araştırmada paylarının sahte belgelerle davalılara devredildiğini öğrendiklerini ileri sürerek, hisse devir işleminin geçersizliğinin tespitini, iptalini, davacının ortaklığının eski payı oranında devam ettiğinin belirlenmesini, paylarına yönelik muarazanın önlenmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davacının paylarını hisse devir sözleşmesi ile …’ya devrettiğini, devrin usulüne uygun olduğunu, davalı şirket ve …’ya husumet yöneltilmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, hisse devir sözleşmesindeki imzaların davacının eli ürünü olmadığı, davalı …’nın devir sözleşmesinin kurye ile gönderildiğini ve yokluklarında imzalandığını savunduğu, davacının hisse devrinden sonra 3 yıl boyunca şirket faaliyetlerine katılmadığı, bu süre zarfında davalılara herhangi bir bildirimde bulunmadığı, dinlenen tanıkların hisse devir işleminin davacının bilgisi dahilinde yapıldığını belirttiği, hisse devrinin davacının icra takibi borcunun davalı … tarafından ödenmesi nedeniyle yapıldığı gerekçesiyle, davalı şirket ve İrem yönünden davanın husumetten, davalı … yönünden esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, anonim şirket hisse devrinin geçersizliğinin ve davacının ortaklığının eski payı oranında devam ettiğinin tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece hisse devir sözleşmesindeki imzaların davacının eli ürünü olmadığı, davalı …’nın devir sözleşmesinin kurye ile gönderildiğini savunduğu, davacının hisse devrinden sonra şirket

faaliyetlerine katılmadığı, davalılara herhangi bir bildirimde bulunmadığı, dinlenen tanıkların hisse devrinin davacının bilgisi dahilinde olduğunu belirttiği, hisse devrinin davacının icra takibi borcunun davalı … tarafından ödenmesi nedeniyle yapıldığı, şirkete ve davalı …’ya husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davalı … yönünden davanın esastan, davalı şirket ve İrem yönünden husumetten davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, davacı ile davalı … arasında düzenlenen 28.08.2008 tarihli hisse devir sözleşmesi altındaki imzanın davacının eli ürünü olmadığı belirlendiği gibi, davacının sırf şirket faaliyetlerine iştirak etmemesi veya genel kurullara katılmaması hisselerini devrettiğini göstermez, kaldı ki 30.03.2011’de davacının icra takibi borcuna yönelik olarak yapıldığı belirtilen ödeme, hisse devir tarihi olduğu belirtilen 28.08.2008 tarihinden bir hayli sonra olması nedeniyle bu yöndeki davalı savunmasına itibar edilemez, yine, HMK’nın 201, 203. maddelerindeki düzenlemeler karşısında, davaya konu olayda tanık beyanına itibar edilerek hüküm kurulması mümkün değildir.
Ayrıca, mahkeme gerekçesinde davacının hisse devir tarihi ile aynı tarihte yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiği, dilekçedeki imzaya davacının itiraz etmediği belirtilmiş ise de, davacı taraf dosyada mevcut 28.08.2008 tarihli ortaklıktan ayrılması nedeniyle yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğine dair dilekçeyi kabul etmediği gibi, 23.07.2013 havale tarihli grafoloji uzmanın düzenlediği bilirkişi raporunda da istifa dilekçesindeki imzanın davacının eli ürünü olmadığının belirlenmesi nedeniyle, bu husus ta davanın reddine gerekçe olamaz.
Öte yandan, dava tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK’nın 411, 416 ve devamı maddeleri uyarınca hisse tespitine yönelik işbu davada şirkete husumet yöneltilmesi gereklidir. Bu nedenle, davalı şirket yönünden davanın husumetten reddine yönelik karar da doğru olmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece davacının hisse devrinin geçersizliğinin ve ortaklığının eski payı oranında devam ettiğinin tespitine yönelik isteminin yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak değerlendirilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalılar vekillerinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarını kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 24/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.