YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/32764
KARAR NO : 2015/15229
KARAR TARİHİ : 11.02.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Suça sürüklenen çocuğun tanık İdris yönetimindeki otomobille yanlarında temyiz dışı sanık … ile birlikte seyir halinde iken savunmasına göre önlerinde giden şikayetçi …’in yönetimindeki LPG tankeri ile sinyal vermeksizin yolun solundaki petrol istasyonuna girmesi nedeniyle, İdris’in fren yaparak kazaya engel olduğu ve şikayetçi …’in arkasından petrol istasyona girdikleri, …’e aşağıya inmesini söyledikleri, …’in elindeki sopayla araçtan inmeden yarı açık olan camdan sanık …’un ellerine vurduktan sonra camı kapattığı, suça sürüklenen çocuğunda sanık … ile birlikte taş atmak suretiyle şikayetçi … yönetimindeki tankerin sağ ve sol dikiz aynalarıyla ön camını kırdıkları, suça sürüklenen çocuğun bu eylemiyle mala zarar verme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
1-Nüfus kaydına göre, suç tarihinde 15-18 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 31/3 maddesi gereğince cezasından 1/3 oranında indirim yapılması gerektiği gözetilmeden fazla ceza tayini,
2-Mala zarar verme suçunun seçimlik ceza öngördüğü de dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK’nın 50/2. maddesine göre, suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hâllerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmeyeceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 50/3. maddesine göre de, daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezasının, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrileceğinin hüküm altına alındığı dikkate alınarak, suça sürüklenen çocuk hakkında somut olayda, hapis cezası tercih edildikten sonra, belirtilen hükümler çerçevesinde, tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, aynı maddenin birinci fıkrasında yazılı adli para cezası dışında diğer seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3-5271 sayılı CMK gereğince baro tarafından görevlendirilen müdafiye Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinden ayrık olarak “Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Görevlendirilen Müdafii ve Vekillere Yapılacak Ödemelere İlişkin Tarife” gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenecek meblâğ yargılama giderlerinden olmayıp, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesi uyarınca, suça sürüklenen çocukların adaletin selameti gerektiriyorsa mahkemece görevlendirilecek bir avukatın yardımından para ödemeksizin yararlanabilmeleri hakları bulunduğu gözetilmeksizin, yazılı şekilde 5271 sayılı CMK’nın 150/2. maddesi gereğince atanan müdafiye bu kapsamda ödenen ücretin yargılama gideri olarak suça sürüklenen çocuğa yükletilmesi,
4-Çocuk Koruma Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 20/1-7. maddesi ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca; fiil işlendiği sırada 15 yaşını doldurmuş olup da 18 yaşını doldurmamış çocukların işledikleri fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığının takdiri bakımından, sosyal yönden inceleme yaptırılmasının gerekli olduğu, mahkemece sosyal inceleme raporuna gerek görülmediği taktirde ise gerekçesinin kararda gösterilmesinin zorunlu olduğu gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.02.2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.