YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/12389
KARAR NO : 2015/25751
KARAR TARİHİ : 27.05.2015
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret, dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da yakıştırmalarda bulunmak ya da sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatı konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Sanığın, marangoz olan katılan ile evinde tadilat yaptırmak bunun karşılığında da arabasını vermek üzere anlaştığı, katılan, bu tadilatı yaparken sanığın, otomobilini katılana fiilen teslim ettiği, iş bitiminde de aracın trafik kaydını da katılana devir edeceği yerde iş bitmesine karşın bu aracı geri alarak atılı dolandırıcılık suçunu işlediği ve ayrıca hakaret ettiği iddia edilen somut olayda; katılan işi tamamen yapıp bitirdiğini, buna karşılık aracın devrini sanığın kendisine vermediğini ve üstelik aracı geri aldığını beyan etmiş, sanık da savunmasında 5 ayda bitirmesi gereken işi katılanın 2 yıl geçmesine karşın bitirmediği, bu nedenle de evinin boş kaldığını, aracıda bu nedenle geri aldığını beyan etmiş olup, katılanla sanık arasındaki ilişkinin hukuki anlaşmazlık niteliğinde olduğu, sanığın hakaret suçunu işlediğine yönelik savunmasının aksine mahkumiyetine yeter derecede delil bulunmadığı gerekçesiyle atılı suçlardan verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazının reddiyle hükmün, ONANMASINA, 27/05/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.