Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2014/35540 E. 2015/32909 K. 11.11.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/35540
KARAR NO : 2015/32909
KARAR TARİHİ : 11.11.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)

Taraflar arasındaki ayıplı araç davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalıdan 17.11.2011 tarihinde 29.000.00.TL’ya 2007 model bir araç satın aldığını, satın aldığında ekspertiz raporuna göre aracın kilometresinin 59.281 km’yi gösterdiğini, 16.06.2013 tarihinde aracı bakıma götürdüğünde aracın kilometresi ile oynanarak yaptığı kilometresinin düşürüldüğünü öğrendiğini, ayrıca bu oynamanın davalı elinde iken yapıldığını yaptığı araştırma sonucunda öğrendiğini, bu hali ile aracı satmanın zor olacağını ve değerinin çok düşeceğini ileri sürerek aracın iadesi ile bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacıya sattığı aracı kendisini de başkasından satın aldığını, ayakkabıcı dükkanı işlettiğini galericilik yapmadığını, kilometre ile oynandığını bilmediğini, araç satımında ekspertizin bile bu durumu bilemediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile araç satış sözleşmesinin iptaline, satış bedeli olarak ödenen 29.000.00.TL’ nın aracın satıcıya teslim tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm davalı şirketler tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava tarihi olan 09.07.2013 tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun Amaç başlıklı 1. maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra kapsam başlıklı 2. maddesinde “Bu kanun, birinci maddesinde belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3. maddesinde mal; alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri gayri maddi malları, hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyeti ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek yada tüzel kişiyi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Her ne kadar mahkemece, 2010 – 2014 yılları arasında davalının 5 adet araç alım satım kaydı bulunması nedeniyle davalının ticari amaçla araç alım satımını yaptığı gerekçesi ile davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla bakılmış ise de; Bir hukuki işlemin 4077 sayılı yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yasanın amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir. Somut uyuşmazlıkta, ayakkabıcılık faaliyetini yürüten davalı satıcının 2010 -2014 yılları arasında toplam 5 adet araç alım satım işleminde bulunması onu yukarıda tanımı yapılan satıcı kapsamında değerlendirilmesine yetmeyeceğinden, taraflar arasındaki 2. el araç alım satım ilişkisinin 4077 sayılı yasa kapsamı dışında kaldığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun kapsamı dışında kaldığına göre davaya bakmaya Tüketici Mahkemesi görevli değildir. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak da söz konusu olmaz. Bu durumda mahkemece ara kararıyla davaya genel mahkeme sıfatıyla bakılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre, davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, HUMK’nun 440/1 maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11.11.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.