YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/18652
KARAR NO : 2016/6378
KARAR TARİHİ : 21.04.2016
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin işlettiği …ilçesi ….köyündeki işletmesi için davalı kuruma abonelik tesisi amacıyla müracaatta bulunduğunu, müracaatın kabul edilerek, elektrik hattının döşendiğini, sayacın bağlandığını ve mühürlendiğini, geçici kabul verildiğini, maddi imkansızlık nedeni ile abonelik bedelinin zamanında yatırılmadığını, bu nedenle de abonelik işleminin tamamlanamadığını, davalı görevlilerince 10/08/2010, 04/03/2011 ve 07/03/2011 tarihli 3 ayrı abonesiz elektrik kullanma iddiasına dayalı tutanak tutularak toplam 77.775 TL ceza tahakkuk ettirildiğini, davacının kullanılan elektrik bedeli olarak 7.087 TL borçlu olduğunu kabul etmekle birlikte usulsüz tutulan tutanaklardan dolayı borçlu olmadığını ileri sürerek davacının eyleminin kaçak değil usulsüz elektrik kullanmak fiili olduğunun tespiti ile davacının 3 ayrı tutanaktan dolayı toplam 63.500 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tutanakların davacı şirket aleyhine değil, dava dışı … aleyhine tanzim edilmesi nedeniyle husumet itirazında bulunmuş ve davanın esastan da reddini talep etmiştir.
Mahkemece, dava konusu tutanakların davacı şirket aleyhine değil, davacı şirket yetkilisi ve dava dışı olan … aleyhine tanzim edildiği, borçlu olmadığının tespitini, ancak dava dışı …’dan isteyebileceği, davacı şirketin aktif husumet ehliyetinin (dava şartının) bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 03.04.2014 tarih, 2014/2809 Esas 2014/5411 Karar sayılı ilamıyla; eksik inceleme nedeniyle bozulmuştur.
Mahkemece; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davacının davasının kısmen kabulü ile, davacının davalı kuruma 5.373,04 TL elektrik tüketim bedeli ile 457,25 TL usulsüzlük cezası olmak üzere toplam 5.830,29 TL borçlu olduğunun tespiti ile 10.08.2010 tarihli, 04.03.2011 tarihli ve 07.03.2011 tarihli tutanaklardan dolayı davacının davalı kuruma başkaca borcu (77.775-5.830,29= 71.944,71-TL) bulunmadığının tespitine, karar verilmiş; sözkonusu karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir .
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Uyuşmazlık kaçak tahakkukuna vaki menfi tespit istemine ilişkindir .
1-) 6100 sayılı HMK 26.maddesi (HUMK’nun 74. maddesi) hükmüne göre ise, mahkeme tarafların iddia, savunma ve talepleri ile bağlıdır. Kural olarak mahkemenin talepten fazlasına veya başka bir şeye hükmetmesi olanak dışıdır. Öğreti ve uygulamada taleple bağlılık olarak adlandırılan bu kural uyarınca; 10.000 TL üzerinden açılan davada ıslahla dava değerinin 63.500 TL’ye çıkarıldığı nazara alındığında; mahkemenin talebi aşarak davacının 71.944,71 TL den borçlu olmadığına hükmetmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2-) 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanuna dayanılarak hazırlanan ve 25 Eylül 2002 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak 1.3.2003 tarihinde yürürlüğe giren Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13. maddesi hükmünde, gerçek veya tüzel kişiler tarafından, mevzuata aykırı bir şekilde tüketilmesi, kaçak elektrik enerjisi tüketimi olarak kabul edilmiş, 15. madde hükmünde de, kaçak ve usulsüz elektrik enerjisi kullanımına ilişkin tespit, süre, tüketim miktarı hesaplama, tahakkuk, ödeme yöntemleri ile diğer usul ve esasların dağıtım lisansı sahibi tüzel kişiler tarafından belirlenerek Kuruma sunulacağı ve kurul onayı ile uygulamaya konulacağı açıklanmıştır.
Kaçak elektrik tutanağı tarihinde yürürlükte bulunan Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13.maddesi hükmünde, dağıtım sistemine veya sayaçlara veya ölçü sistemine ya da tesisata müdahale ederek, tüketimin doğru tespit edilmesini engellemek suretiyle, eksik veya hatalı ölçüm yapılması veya hiç ölçülmeden veya yasal şekilde tesis edilmiş sayaçtan geçirilmeden mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketimi olarak tanımlanmıştır.
Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13/1. maddesine göre, yasal şekilde tesis edilmiş sayaçtan geçirilmeden mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketilmesi kaçak elektrik kullanımı sayılır.
Hal böyle olunca, davacının eyleminin yönetmelik kapsamında kaçak elektrik kullanımı olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve anılan yönetmeliğin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyen Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından yayımlanan 29.12.2005 günlü 622 sayılı kararının “C) Tüketim Miktarı Hesaplama” başlıklı bölümünde; “Kaçak elektrik enerjisi kullandığı tespit edilen kullanım yerinde tüketilen elektrik enerjisi miktarı;
1) Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliğinin 13 üncü maddesinin (a) bendi çerçevesindeki tespitlerde;
a) Tüm müşteriler için öncelikle ihtilafsız dönemlerdeki tüketimi doğru olarak kaydetmiş olan sayaç değerine göre, (Kaçak kullanım tespitinin yapıldığı tarihten geriye dönük olarak yapılan incelemeler sonucunda, tüketim değerlerinin düşmeye başladığı tarih tespit edilebiliyorsa, bu tarihten önceki dönem ihtilafsız dönem olarak kabul edilir.)
b) Doğru tespit edilmiş tüketim değeri yoksa;
1) Meskenlerde, bağlantı gücü ve ortalama aylık çalışma saatine göre (buradaki bağlantı gücü, proje varsa projesinde belirtilen gücün kullanma faktörü olan 0,60’ı, projesi yok ise, basit yapılarda 3 (üç) kW, diğerlerinde 5 (beş) kW’ın altında olmamak üzere) yöresel özellikler ve benzer yapılar göz önüne alınarak,
2) Müstakil trafolularda (müşteri veya müşteri olmayan) ölçü noktasına bakılmaksızın, besleme transformatör veya transformatörlerinin toplam kurulu gücünün kullanma faktörü olarak alınan 0.60 ile çarpımı sonucu bulunan değer bağlantı gücü olarak kabul edilir ve ortalama aylık çalışma saatine göre,
3) Meskenler ve müstakil trafolular hariç olmak üzere diğer abone gruplarında, tespit edilen kurulu gücün kullanma faktörü olarak alınan 0.60 ile çarpımı sonucu bulunan değer bağlantı gücü olarak kabul edilir ve bu değer 3 kW’ın altında olmamak üzere ortalama aylık çalışma saatlerine göre hesaplanır.” hükmü yer almaktadır.
Somut olaya gelince, kaçak elektrik tespit tutanağında, davalının abonesiz kaçak elektrik kullanıldığı açıklanmış; bu tutanağa istinaden davacı tarafından kaçak elektrik tahakkuku yapılmıştır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, davacı yönünden elektrik sayaçtan geçtiğinden kaçak tüketiminsözkonusu olmadığı belirtilerek normal tüketim üzerinden hesaplama yapılmış; mahkemece bu bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiştir. Talep edilen kaçak elektrik bedelinin yönetmelik ve yukarıda açıklanan 622 sayılı kurul kararının “Tüketim Miktarı Hesaplama” başlıklı bölümünde açıklanan yöntemle hesaplanması gerektiği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, mahkemece öncelikle dosyanın önceki bilirkişi dışında başka bir uzman mühendis bilirkişiye verilmesi, bilirkişiden davacının takip tarihi itibariyle davalı taraftan isteyebileceği bedelin Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği ve 622 sayılı kurul kararı hükümlerine göre hesaplanması konusunda denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek hüküm kurulması yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-) Kural olarak yargılama giderleri, davada haksız çıkan tarafa yükletilir. (HMK m. 326/1; HUMK m. 417/1 c.l) Bir davada her iki taraf da kısmen haklı çıkarsa, mahkemece, yargılama giderleri, haklı çıkma oranına göre taraflar arasında paylaştırır. (HMK m. 326/2; HUMK m. 417/1 c.2)
Oluş ve kabule göre dava kısmen kabul edilmiş ancak davalı lehine vekalet ücretine hükmolunmamış, yargılama giderinin tamamı davalı üzerinde bırakılmıştır . Kısmen kabul edilen davada kendini vekille temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmolunmaması ve tüm yargılama giderlerinin davalı üzerinde brakılması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 21.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.