YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15606
KARAR NO : 2014/6888
KARAR TARİHİ : 27.05.2014
MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 11/07/2013
NUMARASI : 2011/616-2013/284
Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kiraya veren tarafından kiracıya karşı açılan kiralanan araçta meydana gelen hasar bedelinin tahsili için icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya kapsamına, toplanan delilere, hükmün dayandığı gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyizi itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin temerrüt faizine ilişkin temyiz itirazlarına gelince:
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 346. maddesinde “Kiracıya, kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemez. Özelikle, kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmalar geçersizdir.” hükmüne yer verilmiştir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun’un Geçmişe Etkili Olma başlıklı 2.maddesinde “Türk Borçlar Kanunu’nun kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, yine Görülmekte Olan Davalara İlişkin Uygulama başlıklı 7. maddesinde de “Türk Borçlar Kanunu’nun; kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76., faize ilişkin 88., temerrüt faizine ilişkin 120., aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138.maddesinin, görülmekte olan davalarda da uygulanacağı” öngörülmüştür. TBK 120.maddesinde “Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir.
Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Olayımızda, davacı alacaklı ödenmeyen tazminat bedeli ile birlikte sözleşmenin 4.b maddesine göre aylık %8 temerrüt faizi tahsilini istemiştir. Taraflar arasında imzalanan 21.04.2008 tarihli 36 ay süreli kira sözleşmesinin 4.b. maddesinde, kira alacağının geç ödenmesi halinde aylık %8 gecikme faizi ödeneceğinin kararlaştırılmış olmasına göre, tazminat talebinin motor arızasından kaynaklanmış olmasına göre söz konusu alacak kalemlerine yönelik olarak sözleşmede kararlaştırıldığından bahisle aylık %8 temerrüt faizine hükmedilmesi isabetli olmadığı gibi yukarıda açıklandığı üzere, kiracı hakkında Türk Borçlar
Kanunu Yürürlük Kanunu madde 7 gereğince, Türk Borçlar Kanunu’nun 120. maddesinin uygulanması gerekir. Mahkemece TBK 120/2 m. gereğince getirilen faiz sınırlaması nazara alınarak karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle faiz alacağının tahsiline karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 27.05.2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
Dava, kiralanan aracın hor kullanılmasından doğan hasar bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre hor kullanma sonrasında aracın moturunda arıza meydana geldiği, davalının tam kusurlu olduğu, hasarın giderilmesi için motor rektefiyesinin gerektiği, rektefiye bedelinin 9.384.-TL Olduğu anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporu ile rektefiye sonucu motorun kullanım ömrünün uzayıp uzamadığı konusuna bir açıklık getirilmemiştir. Motorun kullanım ömrünün uzaması halinde davacı lehine bir durum oluşacağı gözetildiğinde, davalı yararına zarardan bir miktar indirim yapılması gerekecektir. Bu nedenle rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. Mahkemece bu konuda ek rapor alınarak sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi de doğru değildir. Faize ilişkin bozma nedeni dışında bu hususun da bozma nedeni yapılması gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun görüşlerine katılamıyorum.27.05.2014