Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2013/1968 E. 2014/7214 K. 11.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1968
KARAR NO : 2014/7214
KARAR TARİHİ : 11.04.2014

MAHKEMESİ : DİYARBAKIR 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/11/2012
NUMARASI : 2010/877-2012/537

Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27/11/2012 tarih ve 2010/877-2012/537 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11/04/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. N.. T.. ile davalı vekili Av. M. B.G. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı Banka nezdinde hesabının bulunduğunu, bu hesaptan müvekkilinin bilgisi dışında sahte ödeme talimatlarına istinaden yetkisiz üçüncü kişilere ödeme yapıldığını, bu ödemeler yapılırken müvekkilinden teyit alınmadığını, gerekli dikkat ve özeni göstermeyen davalı Bankanın müvekkilinin zararından sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, 243.980 TL’nin, haksız ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, yapılan tüm ödemelerin talimatlara istinaden davacı şirket çalışanlarına yapıldığını, bir an için aksi düşünülse bile BK’nın 55. maddesi uyarınca davacının istihdam eden sıfatıyla sorumlu bulunduğunu, ayrıca hesaptan sürekli çekilen paradan davacının haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu ödemelere dayanak ödeme talimatları altındaki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığının Adli Tıp Kurumu’nca düzenlenen rapordan anlaşıldığı, gerekli dikkat ve özeni göstermeyen davalı bankanın oluşan zarardan sorumlu bulunduğu, ancak davacı şirkete fazlaca miktarda ödeme talimatına istinaden ödemeler yapılması, sahte belge ile para çeken kişilerin davacı şirket yetkilisi ile birlikte önceki tarihlerde de davalı Bankadan para çekmeleri, bu şekilde güven tesis edilmesi gözetildiğinde davacının da %50 oranında müterafik kusurunun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 136.177 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, taraflar arasında mevduat ilişkisi bulunması nedeniyle işbu davanın on yıllık zamanaşımı süresine tabi olmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davacının davalı Banka nezdinde bulunan hesabından üçüncü kişilere usulsüz ödeme yapıldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkin olup mahkemece dava konusu ödemelere ilişkin talimatlar altındaki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığı gerekçesiyle davalı Bankanın oluşan zarardan sorumlu bulunduğu, davacının da zararın doğmasında müterafik kusurunun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalı Banka tarafından diğer savunmaların yanısıra davacının hesabından daha önce de aynı kişilere ödeme yapıldığı ve davacının da bu ödemeleri benimsediği, ayrıca hesaba ilişkin ekstrelerin davacıya tebliğ edildiği savunulmuştur. Gerçekten de dosyada mübrez bilirkişi raporunda, kendilerine usulsüz ödeme yapıldığı ileri sürülen kişilere, dava konusu edilen miktarın çok üstünde ödeme yapıldığı açıklandığı gibi 01.12.2011 tarihli oturumda dinlenilen davacı temsilcisi de kendilerine 1,5-2 ayda bir hesap ekstrelerinin gönderildiğini beyan etmiştir. O halde, çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, altındaki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olmadığı anlaşılan talimatlarla, davacı şirket çalışanlarına yapılan dava konusu ödemelerin, davacı şirket tarafından benimsenip benimsenmediği, diğer bir deyişle bu ödemelerden davacının haberdar olup olmadığı ve bunlara icazet verip vermediğidir. Bu itibarla, mahkemece öncelikle usulsüz ödendiği iddia olunan paranın, şirket kayıtlarına girip girmediğinin şirket kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak belirlenmesi, şayet söz konusu para şirket kayıtlarına girmiş ise yapılan ödemelerin davacı şirket tarafından benimsendiğinin kabul edilmesi, aksi halde ödeme yapılan şirket çalışanları hakındaki ceza davasındaki deliller de değerlendirilmek suretiyle davacı şirketin büyüklüğüne göre davaya konu miktarda usulsüz para çekilmesinden haberdar olunmamasının hayatın olağan akışı ile bağdaşıp bağdaşmadığının tespit edilmesi ve son olarak davalı bankanın sorumlu bulunduğu kanaatine varılırsa usulsüz ödeme yapıldığı ileri sürülen kişiler davacı çalışanı olduklarından, kötü adam çalıştıran davacının bu nedenle müterafik kusurunun varlığının gözetilmesi ile oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp, davalıya verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 11.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.