YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2215
KARAR NO : 2014/7215
KARAR TARİHİ : 11.04.2014
MAHKEMESİ : NEVŞEHİR 2.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/11/2012
NUMARASI : 2009/343-2012/432
Taraflar arasında görülen davada Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.11.2012 tarih ve 2009/343-2012/432 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve davalı S.. A.. vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 11.04.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. M.. Ö.. ile davalılar vekili Av. O. Ç. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı S.. A..’nın müvekkili şirketin eski ortağı ve çalışanı olduğunu, müvekkili ile davalı S.. A.. arasında düzenlenen hisse devir sözleşmesi ile adı geçen davalının, müvekkili şirket aracılığıyla tanıdığı kişilerle, müvekkilini gelir kaybına uğratacak bir ilişkiye girmemeyi kabul ettiğini, aksine davranması halinde 100.000 TL cezai şart öngörüldüğünü, buna rağmen davalının diğer davalı şirketi kurduğunu, müvekkili şirkette çalışırken elde ettiği müşteri listesinde bulunan kişilerle irtibata geçtiğini, bu kapsamda Ç. L.S. isimli kişiye tur sattığını, oysa bu kişinin daha önce müvekkili şirket ile görüştüğünü, davalının bu davranışı nedeniyle müvekkilinin yaklaşık 30.000 TL zarara uğradığını ileri sürerek, 130.000 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, söz konusu sözleşmenin tarafı olmayan müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, diğer müvekkilinin ise hisse devir sözleşmesini, hisse bedelinin ödenmeyeceği tehdidi altında imzaladığını, sözleşmenin tek tarafa yükümlülükler yükleyip davacı için hiçbir yükümlülük öngörülmediğini, böyle bir sözleşmenin ve sözleşmede düzenlenen cezai şartın geçerli olamayacağını, ayrıca müvekkilinin tur düzenlediği müşterisini davacı şirket aracılığıyla tanımadığı gibi bu kişinin davacı şirketin müşterisi de olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin, diğer davalı ile davacı şirket arasındaki sözleşmenin tarafı olmadığı, dolayısıyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı davranışlardan dolayı sorumlu tutulamayacağı, davalı S.. A..’nın davacı şirketin ortağı ve çalışanı iken hissesini 27.01.2009 tarihinde devrederek ortaklıktan ve işten ayrıldığı, imzaladığı hisse devri sözleşmesinde, ayrıldığı davacı şirket aracılığıyla tanıdığı kişilerle davacı şirketin ticari çıkarlarına ters düşebilecek irtibat kurmamayı ve davacıyı gelir kaybına uğratmayacağını kabul ettiği, aykırı davranış için 100.000 TL cezai şart belirlendiği, buna rağmen davalının davacı şirket aracılığıyla tanıdığı bir kişiye 24 kişilik tur sattığı, bu satış nedeniyle ortalama 8.725,00 TL kar elde ettiği, sözleşmenin rekabet yasağına ilişkin hükmünde hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, zira bu hükümle davalının turizm sektöründeki ticari faaliyetinin sınırlandırılmadığı, sadece çalıştığı şirket aracılığıyla tanıdığı müşterilere hizmet vermesinin engellenmek istendiği, mülga BK’ nun 161. maddesi uyarınca kanuna aykırı bir borcu teyit için şart edilen cezai şartın istenemeyeceği, hakimin de fahiş gördüğü cezaları resen tenkis etmekle yükümlü bulunduğu, Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’un 4/2-d ve 56 maddeleri gereğince piyasaya yeni kişilerin girmesini engelleyecek anlaşmaların geçersiz olduğu, Nevşehir ve yöresinde bir turizm şirketinin elde edebileceği kazanç ve kar miktarı gözetildiğinde taraflarca belirlenen cezai şartın, davalının bu sektörde çalışmasına, piyasaya girmesine engel olacak ve ödenmesi halinde davalının ticari hayatına son verecek nitelikte bulunduğu, bu yönüyle kanuna aykırı görülen cezai şartın hükümsüz olduğu gerekçeisyle davalı şirket hakkındaki davanın reddine, diğer davalı hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 8.725,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı S.. A.. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı S.. A.. vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Dava, rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin ihlal edildiği iddiasına dayalı maddi tazminat ve cezai şartın tahsili istemlerine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı şirket, davalının eski ortağı ve çalışanı olduğunu, kendisi ile davalı arasında düzenlenen hisse devir sözleşmesinde rekabet yasağı öngörülmesine rağmen davalının bu yasağa aykırı davrandığını ileri sürmüştür. Dosyaya sunulan hisse devir sözleşmesi incelendiğinde, davacı şirket ile davalı Serap arasında düzenlendiği, sözleşmenin amacının hissenin satışından sonra tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerini düzenlemek olduğu, davacının alacağının kalmadığı bildirildikten sonra davaya konu rekabet etmeme yasağına ilişkin düzenlemelere yer verildiği görülmüştür. Söz konusu sözleşmede, davacının hissesinin devrine ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Esasen davacı şirketin kendi hisselerini devralması da olay tarihi itibariyle mümkün olmadığı gibi yine bir örneği dosyada bulunan Ticaret Sicil Gazetesi suretinden, davalının davacı şirketteki hissesini dava dışı kişiye devrettiği anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar çerçevesinde taraflar arasında imzalanan sözleşme değerlendirildiğinde, her ne kadar sözleşmenin başlığında hisse devir sözleşmesi denilmiş ise de aslında bu sözleşmenin aynı zamanda davacı şirketin çalışanı olan davalının, hizmet akdinden sonraki döneme ilişkin rekabet yasağını düzenlediği sonucuna varılmaktadır. Zaman itibariyle somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı BK’nın 348. maddesi uyarınca bu tür sözleşmelerin düzenlenmesi mümkün olup aynı Kanun’un 349. maddesinde ise bu yasağın, ancak işçinin iktisadi geleceğinin hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye girmesini menedecek biçimde zaman, yer ve işin nevi yönünden halin icabına göre uygun bir hudut dahilinde şart edilmiş olması halinde geçerli olacağı hüküm altına alınmıştır. Somut olayda, anılan sözleşmenin 4. maddesinde, davalının, davacının faaliyet gösterdiği alanlarda, daha önce çalışılan kişiler ile ticari ilişkiye giremeyeceği belirtilmiş, ancak ne yer yönünden ne de zaman yönünden herhangi bir sınırlama öngörülmemiştir. O halde mahkemece, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin rekabet yasağına ilişkin hükmünün, kanunun emredici düzenlemesine aykırı olması nedeniyle geçersiz olduğunun ve geçersiz sözleşmeye dayalı olarak zarar veya cezai şart istenemeyeceğinin gözetilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, mümeyyiz davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenemesine yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı S.. A..’ya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 11.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.