YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/4897
KARAR NO : 2014/8451
KARAR TARİHİ : 05.05.2014
MAHKEMESİ : MUTKİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 18/09/2012
NUMARASI : 2009/63-2012/94
Taraflar arasında görülen davada Mutki Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.09.2012 tarih ve 2009/63-2012/94 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı banka vekili, katılma yolu ile davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı nezdinde bulunan ve internet bankacılığına açık hesabında bulunan hesabından internet korsanlığı yoluyla 19.000 TL’nin tanınmayan kişilere eft yapıldığını, durumun fark edilmesi üzerine henüz çekilmeyen kısma banka tarafından bloke konulduğunu, ancak 8.400 TL’lik kısmının üçüncü kişilerce çekildiğini, bankanın kendi sorumluluğu altındaki parayı saklamakla yükümlü olduğunu ve müvekkilinin zararından sorumlu bulunduğunu ileri sürerek 8.400 TL’nin 15/01/2009 tarihinden itibaren faiziyle tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında banka dışındaki davalılar yönünden dava takip edilmemiştir.
Davalı Ziraat Bankası vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ne davacının kendisine yüklenen şifresini koruma görevini ihlal ettiği yönünde bir yargıya, ne de bankanın elektronik bankacılık sistemi üzerindeki güvenliği sağlama görevini ihlal ettiği yönünde bir yargıya varılabildiği, bu durumda zararın ne kadar ve ne oranda kimden temin edileceği hususunun, kusur sorumluluğu zemininden ayılarak hakkaniyet ve ticari kader birliğinden kaynaklanan fedakarlık zemininde tartışılması gerektiği, dosya kapsamına ve hayat tecrübelerine dayanılarak bankanın daha fazla oranda fedakârlık göstereceği kanaati ile bu oranın %25-%75 olması gerektiği gerekçesiyle davacının 8.400 TL talebinin 3/4’lük kısmının dava tarihi olan 15/06/2009 tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizinden aşağı olmamak üzere ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı banka vekili ve katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı banka vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazına gelince, mahkemece yargılama sırasında haklarındaki istem atiye bırakılan davalıların karar başlığında gösterilmesi ve hükmün sonuç kısmında da, hükmün infazında tereddüt yaratacak şekilde ve HMK’nın 297/2. maddesine aykırı olarak, belirlenen tutarın davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmamış hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Kabule göre de, davacının şifresini kasten bir başka kimseye verdiğine ilişkin bir kanıt bulunmadığına göre, bir güven kurumu olan davalı bankanın, nezdinde bulunan davacıya ait mevduatın kaybından kaynaklanan zararın tümünden sorumlu tutulması gerekirken, bu yöndeki bilirkişi raporu esas alınmayarak yazılı gerekçe ile hüküm kurulması da doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle, davalı banka vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 552,65 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı bankadan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 05.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.