Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/14352 E. 2014/5286 K. 18.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/14352
KARAR NO : 2014/5286
KARAR TARİHİ : 18.03.2014

MAHKEMESİ : MARMARİS 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 11/07/2012
NUMARASI : 2012/146-2012/410

Taraflar arasında görülen davada Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 11.07.2012 tarih ve 2012/146 – 2012/410 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan şirket vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.03.2014 günü hazır bulunan davalılar vekili Av. O.. Ö.., davalılardan asil S.. S.. ile davacı şirket vekili Av. A..Y…dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin finans sıkıntısını aşmak üzere, müvekkilin kredibilitesinden faydalanmak suretiyle OYAKBANK’dan toplam 2.000.000,00 TL kredi kullanıldığını, müvekkili ile davalılar arasında imzalanan protokol ile davalılara 1.000.000,00 TL’nin ödünç olarak verildiğini, bu protokolün OYAKBANK ile müvekkili arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin bir eki niteliğinde olduğunun protokol ile belirlendiğini, her ayın 15. gününde banka ödeme planı dahilinde davalıların üzerine düşen miktarı müvekkile ödemesi gerektiğini, ancak muaccel olan borçların davalılarca ödenmediğini ileri sürerek 15.10.2007-15.06.2008 tarihleri arasında ödenmeyen 512.323,53 TL kredi taksit tutarının, her ayın 15. gününden itibaren işleyecek OYAKBANK ile imzalanan genel kredi sözleşmesinde belirtilen gecikme faiz oranı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, imzalanan protokolün 6. maddesi gereğince tüm borç davacı tarafça bankaya ödendikten sonra, müvekkilinin işletiminde olan AQUAPARK kar payından %50’sinin davacı tarafa verilmesi suretiyle borcun ifa edileceğinin kararlaştırıldığını, bu nedenle borcun henüz muaccel olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmenin inançlı işlem olduğunu, ödünç sözleşmesi olmadığını, müvekkillerinden S.. S..’ün protokolde imzasının bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davanın davalı şirket yönünden kabulüne, diğer davalı yönünden ise reddine dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce davacı yararına bozulmuş, bozmaya uyulmuş, taraflar arasında düzenlenen 12.03.2007 tarihli genel kredi sözleşmesinin 5’inci maddesi hükmüne göre temerrüt için kesin vade belirlendiği, anılan genel kredi sözleşmesinin 6’ıncı maddesi uyarınca, temerrüt halinde, bankaca kullandırılan ticari kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının %100’ü oranında temerrüt faizi işletilmesi kararlaştırıldığı gerekçesiyle davalı S.. S.. aleyhine açılan davanın reddine davalı şirket aleyhine açılan davanın ise bir kez daha kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılardan şirket vekili temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılardan şirket vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, karz akdine dayalı alacak istemine ilişkin olup,bozma ilamı kapsamında uyuşmazlık temerrüt faizinin başlangıcı ve faiz oranının ne olması gerektiğine ilişkindir. Mahkemece, davanın davalılardan şirket yönünden kabulüne ilişkin kararı Dairemizce “Taraflar arasındaki sözleşmenin, 5.maddesi ile ödeme hususunda kesin vade belirlendiğine göre mahkemece bu tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekirken, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru olmadığı gibi ödenecek faiz nispetinin de belirlenmemiş olması doğru olmadığı” gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyulmasına rağmen, davalı şirket yönünden davanın kabulüne ve ticari kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının %100’ü oranında temerrüt faizi işletilmesine, faiz başlangıcının 12.03.2007 tarihli genel kredi sözleşmesinin 5.maddesi uyarınca 15.03.2007 tarihi olarak belirlenmesine karar verilmiştir.
Oysa, mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamında da vurgulandığı üzere, taraflar arasındaki protokolün 3. maddesinde, kredi geri ödemesinin ilk altı ay ödemesiz olacağı, kredi borcunun 15.09.2007 tarihinden itibaren ödenmeye başlanacağı kararlaştırılmıştır. Davalı vekili kredi ilk taksidinin ödendiğini savunmuş olup, bu bağlamda borçlunun henüz muaccel olmayan bir borç için temerrüde düşmeyeceği kuşkusuzdur.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, istem, savunma ve taraflar arasındaki protokol hükümleri çerçevesinde davalı şirketin temerrüt tarihi belirlenmek gerekirken yazılı şekilde 15.03.2017 tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi doğru olmadığı gibi, ayrıca infazda kuşkuya yol açacak şekilde ticari kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının %100’ü oranında temerrüt faizi oranına hükmedilmesi de isabetli bulunmamış, bu nedenlerle kararın davalılardan şirket yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılardan şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 18.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.