Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/15372 E. 2014/5289 K. 18.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15372
KARAR NO : 2014/5289
KARAR TARİHİ : 18.03.2014

MAHKEMESİ : İSTANBUL 3.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/05/2012
NUMARASI : 2008/191-2012/128

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/05/2012 tarih ve 2008/191-2012/128 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18/03/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı Yahya Kemal Beyatlı varisleri vekili Av.E..K.. E.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin Türk şiirinin en büyük şairlerinden Yahya Kemal Beyatlı’nın varisleri olduğunu, bu nedenle şairin eserleri üzerindeki mali ve manevi haklarının tamamının müvekkillerine intikal ettiğini, davalıların Yahya Kemal Beyatlı’nın eserlerini, müvekkillerinin izni olmadan haksız ve hukuka aykırı bir biçimde bastıklarını ve çoğalttıklarını, bu çerçevede davalıların “Yahya Kemal’in İstanbul’u” adlı bir kitabı basmak ve yaymak suretiyle Yahya Kemal’in eserleri üzerindeki haklarını izinsiz olarak kullandıklarını, söz konusu eserde şairin birçok eserinin bütün halinde ya da parça parça kullanılarak basıldığını, davalılardan B.. A..’nun dava konusu kitabı meydana getirirken izinsiz olarak Yahya Kemal’in eserlerini kitapta toplayan şair olduğunu, diğer davalının da bu kitabı dağıtarak piyasaya sürdüğünü ve bu durumun müvekkili haklarına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek, davalıların hukuka aykırı eylemleri nedeniyle uğranılan zararın FSEK’nın 68 ve 70 nci maddeleri çerçevesinde tesbitine, şimdilik toplam 4.800,00 TL maddi tazminatın, her bir baskı için haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline ve ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Ü.. B.. vekili, dava konusu eserin diğer davalı tarafından hazırlandığını, ATM Ajansı tarafından yayınlandığını, müvekkili Belediyenin bu eseri sadece satın aldığını, yayıncı ile eser sahibi arasındaki sözleşmeden de anlaşılacağı üzerine, kitapla ilgili telif hakları ATM’ye ait olduğunu, eserin satın alınmış olmasının, onun müvekkili tarafından hazırlandığını gösteremeyeceğini, eserin Belediye tarafından ücretsiz dağıtılması sebebiyle yüksek miktarda alındığını, bu nedenle de davaya konu kitapta Belediye logo ve ambleminin bulunmasının yayıncıdan talep edildiğini, iddiasının aksine, söz konusu kitaptan 15.000 adet değil, 3.000 adet alındığını ve bunun içinde müvekkili tarafından 47.485,00 TL ödendiğini savunarak, davanın husumet yönünden reddini istemiştir.
Davalı B.. A.. vekili, Yahya Kemal ve eserleri hakkında müvekkilinin yaptığı çalışmaların eşsiz ve tek olduğunu, Yahya Kemal’in sağlığında hiçbir eserini yayınlamadığını, yazarın ölümünden sonra 07/12/1958 tarihinde Yahya Kemal Enstitüsü’nun kurulduğunu,yazarın tüm eserlerinin neşir ve yayın hakkının İstanbul Fetih Cemiyeti’ne devredildiğini, müvekkilinin eserinin tamamen orijinal ve bağımsız bir eser olduğunu ve bu eserde Yahya Kemal’in düşünce fikirlerine yer verilmiş olmasının doğal olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalılar yanında müdahil vekili, eserlerin sahibinin müvekkili olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacıların murisi Yahya Kemal Beyatlı’nın gerek yaşamı, gerek edebiyat anlayışı, gerekse İstanbul’la ve semtleriyle ilgili düşünceleri duyguları vs. birçok konularda eseri yazan davalı B.. A..’nun mirasçılarla ilgili görüşme yapmadan, izin almadan yorum yapmış olmasının yanında, şiir ve nesir şeklindeki eserlerinin kısmen aynen, kısmende bazı bölümlerinin alıntı şeklinde kitapta kullanılmasının iktibas serbestisi sınırını aştığı, davalıların Yahya Kemal Beyatlı’nın eserleri ile ilgili daha önceden mali hak sahibi olan İFC ile telif ile ilgili görüşme yapmış olsa dahi, bu konudaki görüş ve anlaşmalarının adı geçenler arasında sonuç doğuracağı, davacılar ile İFC arasında önceki sözleşmelerden kaynaklanan fesih ve benzeri hukuksal sorunlarında bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, davalıların hukuka aykırı eylemleri nedeniyle uğranılan zararın FSEK’nın 68 ve 70’inci maddeleri çerçevesinde tesbiti, maddi tazminatın tahsili ve hükmün ilanı istemine ilişkindir. Yahya Kemal’in eserlerinin dava konusu eserde kullanıldığı sabit olup, esasen uyuşmazlık, davaya konu eserde daha önce yayınlanmış eserlerden alıntılar yapılmasının bir hak ihlali teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği kabul edilerek bilirkişi görüşüne başvurulmuş, bilirkişi kurulunca sunulan raporunda, davacının iddia ettiği şekilde bir hak ihlalin olmadığı, dava konusu eserin yazarı olan davalı B.. A..’nun eserinde gerçekten bir çerçeve çizdiği, yorumlar yaptığı, Yahya Kemal’in İstanbul’un çeşitli yerleri hakkında düşünce ve yaşantısına dair hususları doğrudan yazarın (Yahya Kemal’in) ya da başka yazarların eser yada anılarından alıntılarla ifade ettiği, davalı yazarın eserinin gerek üslubu,gerek biçimi, gerek yapısı ile kendisinin hususiyetini yansıtır nitelikte olduğu, yapılan alıntıların tam amaca uygun yapıldığı, aşırıya kaçan bir alıntı izleniminin doğmadığı,Yahya Kemal’in bazı şiirlerinin bütünüyle alınmış olmasının hukuka aykırı olmadığı, zira bunların belirli bir amaç çerçevesinde ve genel eserin bütünlüğüne uyumlu olarak kullanıldığı, bu alıntılarında istisnaen iktibas serbestisi içerinde değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ilkesel olarak varılmış olmasına rağmen bilirkişi raporunun hak ihlalinin varsayımsal olarak kabul edilmesi haline ilişkin kısım benimsenerek yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa HUMK’nın 275 (HMK. 266) ve müteakip maddelerinde “bilirkişilik” müessesesi düzenlenmiş olup, mahkemenin çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği düzenlendikten sonra, 286. maddede (HMK. 282) bilirkişinin rey ve mütalaasının hakimi takyit etmeyeceği belirtilmiş ise de, işin çözümünde teknik bilgi ve birikimin gerekliliğine inanılarak bilirkişi incelemesi yaptırıldığına göre, verilen raporu yetersiz, noksan veya müphem görürse mahkeme, HUMK’nın 283. (HMK. 281) maddesi gereğince, bilirkişiden izahat ve açıklama için ek rapor isteyebileceği gibi, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturarak yeni bir rapor da alabilir.
Somut uyuşmazlıkta da çözümünün özel ve teknik bir bilgiyi gerektirdiğinden bahisle bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği halde, mahkemece başkaca hiçbir inceleme yapılmadan, üstelik dayanakları da karar yerinde denetime elverişli bir şekilde yeterince belirtilmeden, bilirkişi raporundaki anılan ilkesel görüşün aksine bir karar verilmesi doğru değildir. Mahkemece, bilirkişi raporu anılan hususta yeterli görülmüyorsa, yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmalıdır.
Bu durum karşısında mahkemece, yukarıda belirtilen yasa maddeleri uyarınca, uyuşmazlık konusunda uzman yeni bir bilirkişi kurulu oluşturulması, davacının iddia ettiği şekilde bir hak ihlalinin bulunup bulunmadığı, diğer bir deyişle davalı yazarın eserinin özgün bir eser olup olmadığı, alıntıların iktibas serbestisi içerinde değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunda denetime ve hüküm kurmaya elverişli yeni bir rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu yönden eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalılar ve katılan yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davacılar vekilinin tüm, davalılar vekilleri ile katılan vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar ve katılan vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan mümeyyizler yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin tüm, davalılar ve katılan vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 18/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.