YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/1409
KARAR NO : 2016/6197
KARAR TARİHİ : 07.04.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Muhdesatın Tespiti
… ile … ve müşterekleri aralarındaki muhdesatın tespiti davasının reddine dair Perşembe Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 15.12.2015 gün ve 156/237 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddi ile Usul ve Kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 29.20 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna, 07.04.2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
LİRA
29,20 OH.
29,20 PH.
KARŞI OY
Davacı dava dilekçesinde talebini aynısıyla “… parsel tapu kaydının beyanlar hanesine iki katlı betonarme binanın benim olduğuna karar verilmesini ve beyanlar hanesine işlenmesine…” şeklinde açıklamaktadır.
Bir davada vakıaları (olayları) açıklama taraflara, bunu hukuki olarak niteyip Türk Hukukunu resen uygulama hakime aittir (HMK.m.33).
Taşınmaza ilişkin tapu kaydı kadastro tespitinin 20.09.2011 tarihinde kesinleşmesiyle oluşmuş olup; davacı pay malikidir. Dava 2014 yılında açılmıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 19/2 .maddesi “… Taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir…” hükümünü içermektedir. Bu hüküm karşısında davacının talebinin hukuki niteliği; ” kadastro tespit işlemine karşı askı ilan süresinden sonra genel mahkemeye açılmış, taşınmaz üzerindeki muhtesatın kütüğün beyanlar hanesine şerhi(tescili) talebi” olarak kabul edilmeli ve mahkemece de delilerin bu hukuki niteleme doğrultusunda toplanması ve takdir edilmesi gerekir. Hukuki durum böyleyken; mahkemece davanın HMK.106.madde uyarınca açılmış muhtesata ilişkin bir tespit davası olarak nitelenmesi ve davacının bu davayı açmada hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş olması; kanımca hatalıdır. Bu nedenle, temyiz edilen hükmün açıkladığım sebeple bozulması gerektiğini düşünüyor; Değerli çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.