YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/24889
KARAR NO : 2015/22156
KARAR TARİHİ : 11.11.2015
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava Türü : İşe iade
Taraflar arasındaki işe iade davasının yapılan yargılaması sonunda; hüküm taraflarca süresi içinde temyiz edilmiş, davalı …. vekili tarafından duruşma istenmiş ise de; işin mahiyeti itibariyle duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği görüşüldü;
Davacı vekili, iş akdinin işin daralması ve ekonomik anlamda işletmenin etkilenmiş olması dolayısıyla İş Kanunun 17. Maddesi uyarınca feshedildiğini, …’nin asıl işveren, … ’nin ise alt işveren olduğunu belirterek feshin geçersizliğine, davacının alt işverenlik ilişkisi muvazaalı olduğundan asıl işveren olan …. deki işine iadesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı S… diğer davalıya istisna akdi ile iş verdiğini, alt işverenlik ilişkisi bulunmadığını, davalı … vekili, diğer davalı şirketten istisna akdi ile iş aldığını ve şirketin serigrafi işlerini yaptığını, işe alma,-işten çıkarma, denetim-yönetim ve her tür ücret ödenmesi vs. konularında kendi şirketlerinin yetkili olduğunu, 12 işçi istihdam ettiğini ve dava şartının oluşmadığını, siparişlerin azalması nedeniyle ekonomik sebeplerle daralmaya gittiklerini, cam işi dışında başka iştigal alanı bulunmadığını, özlük haklarını ödeyerek davacının iş akdini feshettiklerini savunarak davanın reddini talep etmişlerdir.
Mahkemece, yapılan keşif ve dosya kapsamına göre, … Ltd Şti’nin diğer davalı … işyerinde aynı konuda üretim yaptıkları ve iştigal konularının muhtelif cam üretimi olduğu, davacının yaptığı işin de asıl işin bir parçası olduğu, davalılar arasındaki ilişkinin asıl işveren- alt işveren ilişkisi olduğu ve istisna akdine dayalı ilişkinin muvazaalı olduğu, feshin tutarlılık ve son çare olması ilkesi açısından değerlendirilmediği, fesihten önce esnek çalışma biçimi, fazla çalışmaların kaldırılması, kısa çalışma, davacının eğitilerek bir başka işe verilmesi gibi feshin son çare olduğunu gösterir yöntemlerin uygulanmadığı, çalışan sayısının davacının iş sözleşmesi sona erdirildikten sonra artış gösterdiği, fazla çalışmaların artarak sürdüğü, alternatif çalışma biçimlerinin gündeme getirilmediği, üretimde daralma olmadığı, davalı işyerinde her hangi bir kapanan bölüm olmadığı, net kar miktarında bir azalma olmadığı, işyerine fesihten sonra işçilerin alındığı ve feshe en son çare olarak başvurulmadığı, bu nedenlerle davalı işveren tarafından yapılan feshin geçerli bir fesih olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece yapılan keşif, alınan bilirkişi raporları, Ticaret Sicil Müdürlüğü’nün yazıları ve davalıların savunmaları, taraf tanıklarının beyanları bir bütün olarak değerlendirildiğinde ve davacının görevi, yapılan işin mahiyeti, tüm makine ve ekipmanların davalı … ’ye ait olması karşısında, davalılar arasında işçi temini olduğu anlaşıldığından mahkemenin, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğu ve feshin son çare olduğunu gösterir yöntemlerin uygulanmadığı ve işyerine fesihten sonra işçilerin alındığı, haklı ya da geçerli fesih sebebi bulunmadığı yönündeki kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle davalıların temyiz itirazları yerinde değildir.
Ayrıca muvazaalı bir hukuki muamele ile üçüncü kişinin ızrar edilmesi ona karşı bir haksız eylem niteliğindedir. Üçüncü kişiler muvazaa nedeniyle hakları halele uğratıldığı takdirde haksız fiil sorumluluğuna dayanarak muvazaalı hukuki işlemi yapan taraftan zararının tazminini isteyebilir. Haksız fiil işleyen kimse uygun illiyet bağı çevresine giren bütün zararlardan sorumludur. Ayrıca muvazaa sebebiyle akdin hükümsüzlüğünün ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması sayılan hallerde muvazaa ileri sürülemez.
Asıl işveren-alt işveren ilişkisinin muvazaalı biçimde kurulması halinde işçi gerçek işveren işyerine iade edilmeli, ancak işçinin iş akdinin geçersiz nedenle feshi sonucuna bağlı yasal yaptırım sonucu doğan alacaklarından (boşta geçen en çok 4 aya kadar ücret ve diğer hakları ile birlikte işçinin süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat) muvazaalı işlemin tarafı olan gerçek veya tüzel kişi gerçek işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalıdır.
Somut olayda, iyiniyetli olan davacı işçiye karşı taraf olmadığı muvazaanın ileri sürülemeyeceği, akdin hükümsüzlüğünün davacıya karşı ileri sürülmesinin MK.’nun 2.maddesindeki iyiniyet kurallarına aykırı olması ve hiç kimsenin kendi hilesinden yararlanamayacağı ilkesi gereğince muvazaalı işlemi yapan davalı … Vem.İml.İth.İhrc.San.ve Tic.Ltd.Şti.’nin davacının … süresi içinde başvurması halinde hak kazanacağı 4 aya kadar ücret ve diğer haklarından, davacının … tarafından süresi içinde işe başlatılmaması halinde hakedeceği 4 aylık brüt ücreti tutarındaki tazminat alacağından diğer şirketle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu kabul edilmelidir.
Bu hukuki olgu karşısında davalılar arasında muvazaa bulunması nedeniyle davacının asıl işveren …’e iadesine, maddi sorumluluk açısından ise davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, mahkemece, davalılardan hangisine işe iade kararı verildiği ve işe iadenin sonuçlarından davalıların müşterek ve müteselsilen sorumlu tutuldukları belirtilmeden hüküm kurulması isabetsiz olduğundan davacı temyizi yerindedir.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1.Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının asıl işveren …’ne İŞE İADESİNE,
3.Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işveren tarafından süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminatın her iki davalının müştereken ve müteselsilen birlikte sorumlu olmak kaydı ile miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 5 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
4.Davacı işçinin işe iadesi için davalı işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilinin GEREKTİĞİNE,
5- İşçinin, süresi içerisinde işveren tarafından işe başlatılması halinde peşin olarak ödenen ihbar ve kıdem tazminatının, işçinin en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarından MAHSUBUNA,
6-Alınması gerekli 27,70 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça yatırılan 24,30 TL peşin harcın mahsubundan sonra kalan 3,40 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine’ye irat kaydına,
7-Davacı tarafından yatırılan 24,30 TL başvurma harcı, 24,30 TL peşin harç olmak üzere toplam 48,60 TL harç giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafça yargılama gideri olarak yapılan 654,14 TL nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
9-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 1.500,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
10-Artan gider ve delil avansının ilgilisine iadesine,
11-Temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, davalılardan temyiz harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 11.11.2015 gününde oybirliğiyle KESİN olarak karar verildi.