Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2016/4389 E. 2016/9048 K. 06.06.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/4389
KARAR NO : 2016/9048
KARAR TARİHİ : 06.06.2016

MAHKEMESİ :AİLE MAHKEMESİ
VEK.AV….

Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının kaldırılması/indirilmesi davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, dava dilekçesi ile; davacının işlerinin bozulduğunu, yardım alarak geçindiğini, davalının terzide çalıştığını, anne ve kardeş desteği alan davalının nafakaya ihtiyacı olmadığını ileri sürerek; aylık 1.000.00.- TL olan yoksulluk nafakasının kaldırılmasına, mümkün olmaz ise indirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesi ile; davalının çalışmadığını, terzi olan annesine yardım ettiğini, davacının emlakçılık yaptığını, davacının oğlu adına aldığı aracı kendisinin kullandığını, davacının spor salonuna üye olduğunu, aynı amaç ile daha önce açtığı davanın reddedildiğini belirterek; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne; yoksulluk nafakasının aylık 600.00.- TL ye indirilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Davacı vekilinin temyiz itirazları bakımından;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Dava; yoksulluk nafakasının kaldırılması veya indirilmesi istemine ilişkindir.
Türk Medeni Kanunu’nun 176/4.maddesine göre; tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde nafakanın arttırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir. Bu bağlamda; nafakanın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir.
Nafaka iradı, tarafların yaptıkları sözleşmeye dayansa bile indirilebileceği gibi tamamen de kaldırılabilir. Sözleşmede, edimler arasındaki denge, umulmadık gelişmeler yüzünden bozulacak olursa sözleşme koşulları değişen maddi koşullara uyarlanır. Buna göre, sözleşenlerin eğer gelişmeleri baştan kestirebilselerdi, sözleşmeyi bambaşka koşullarla kurmuş olacakları söylenebiliyorsa, ayrıca, beklenmeyen gelişme yüzünden sözleşmeye baştan kararlaştırılmış koşullarla olduğu gibi katlanmak taraflardan biri için özveri sınırının aşılması anlamına geliyorsa, yasal ve sözleşmesel risk dağılımı çerçevesinde taraflardan sözleşmeye baştan kararlaştırılmış koşullarla bağlı kalmaları beklenemiyorsa, sözleşmeye hakimin müdahalesi gündeme gelebilir.

./..
-2-

Ancak, sözleşme ile kararlaştırılmış ve hakim tarafından onaylanmış olan iradın, yasada aranan şartlar gerçekleşmeden tamamen kaldırılmasını ya da indirilmesini istemek hakkın kötüye kullanılması mahiyetini arzeder.
Bunun gibi, sırf boşanmayı sağlayabilmek için, bilerek ve isteyerek mali gücünün üzerinde bir yükümlülüğü üstlenen ya da karşı tarafın mali durumunun iyi olduğunu ve geçinmek için nafakaya ihtiyacı olmadığını bilen kişinin, sonradan bu yükümlülüğün kaldırılması veya azaltılması yönünde talepte bulunması da iyiniyet, doğruluk, dürüstlük ve sözleşmeye bağlılık ilkeleri ile bağdaşmaz.
Tüm bu bilgiler ışığında somut olay irdelendiğinde; tarafların, 13/01/2004 tarihinde kesinleşen karar ile anlaşmalı olarak boşandıkları, davacının, davalı kadına aylık 1000 TL yoksulluk nafakası ödemeyi kabul ettiği, bu nedenle mahkemece, davalı kadın lehine aylık 1000 TL yoksulluk nafakasına hükmedildiği, nafakanın kaldırılmasına dair bu davanın ise 15/01/2015 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Tarafların ekonomik ve sosyal durum araştırmasında, davacının emekli olduğu,1.250.00.- TL maaş aldığı, 600.00.- TL kira ödediği; davacının ev hanımı olduğu, annesi ve çocukları ile yaşadığı, 950.00.- TL kira ödediği anlaşılmaktadır. Davacının daha önce açtığı yoksulluk nafakasının kaldırılması davası sırasında yapılan ekonomik sosyal durum araştırma sonuçlarının da benzer olduğu, bu davanın feragat nedeni ile reddedildiği görülmüştür.
Bu itibarla, tarafların boşanmadan sonra ekonomik ve sosyal durumlarında olağanüstü bir değişiklik olmamış, edimler arasındaki dengenin, umulmadık gelişmeler yüzünden sonradan bozulduğu davacı tarafından ispat edilememiştir.
O halde, mahkemece yapılacak iş; tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetilip, nafaka takdir edilirken taraflar arasında mevcut olan denge durumu da dikkate alınarak, davalının yoksulluğunun ortadan kalkmadığı kabul edilerek, nafakanın kaldırılması ya da azaltılması için gereken koşullar oluşmadığından …’nın 4.maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesi gereğince, davanın reddine karar vermek olmalıdır.
Yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde yoksulluk nafakasının azaltılmasına karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 06.06.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.