Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2015/7760 E. 2016/10330 K. 12.04.2016 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/7760
KARAR NO : 2016/10330
KARAR TARİHİ : 12.04.2016

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde temyiz eden davalı vekili avukat … geldi. Karşı taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından,…İli … İlçesi …. Mahallesi… Gediği Mevkiinde bulunan … parsel sayılı taşınmazın alınması için işlemlerde bulunulduğunu, ancak taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesi davası açıldığını öğrendiklerini ve müvekkili şirketin bahse konu taşınmazı Kuşadası Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğu’nun 2012/1 Sayılı dosyasında 07.05.2012 tarihinde yapılan 1. Artırma neticesinde satın aldığını, söz konusu satıştan önce ise davalı ile 21.03.2012 tarihli taşınmaz alım satım sözleşmesi adı altında harici bir satış vaadi sözleşmesi yapıldığını, sözleşmenin 2. maddesine göre de davalıya satış vaadi karşılığında teminat amaçlı olarak 15.05.2012 tarihli “teminat çekidir ciro edilemez” ibaresinin bulunduğu 160.000,00 TL bedelli çek verildiğini, bununla birlikte her ne kadar müvekkili şirket tarafından satış memurluğuna davalının hissesine düşen miktar yatırılmış olsa da teminat amaçlı verilen çekin iade edilmediğini ileri sürerek müvekkili şirketin davaya konu çek yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 03.12.2013 Tarih 2013/20897Esas 2013/30092Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde mahkemece; davacının davalıya … … Şubesi’nin… nolu 160.000 TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili eldeki dava ile; 842/9 parsel sayılı taşınmazın satışı için davalı ile harici satış vaadi sözleşmesi yapıldığını, sözleşme kapsamında 160.000,00 TL bedelli çekin teminat olarak davalıya verildiğini, bununla birlikte müvekkili şirketin söz konusu taşınmazı Kuşadası Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğu’nun 2012/1 sayılı dosyasında 07.05.2012 tarihinde yapılan 1. Açık Artırma neticesinde satın aldığını ve davalının taşınmazdaki hissesine düşen bedeli de ödemesine rağmen, teminat amaçlı olarak verilen çekin davalı tarafından iade edilmediğini ileri sürerek, müvekkili şirketin davaya konu çek yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı, aralarındaki sözleşmeye göre davacı şirket ile 842/9 parsel sayılı taşınmazın satışı konusunda anlaştıklarını, karşılığında kendisine teminat olarak çek verildiğini, sözleşmede taşınmazın satış dosyasında yapılacak ihale bedelinin artması ya da eksilmesinin anlaşmayı etkilemeyeceğinin kararlaştırıldığını, parasının ödenmediğini, halen davacıdan 50.000,00 TL alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir. Mahkemece taraflar arasında pay satışına ilişkin olan adi yazılı satış sözleşmesinin resmi şekilde yapılmaması nedeni ile hüküm doğurmayacağı, sözleşmenin mutlak butlanla batıl olduğu, davacının şekle aykırı sözleşme uyarınca davalıya verdiği çekten dolayı borçlu olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; taraflar arasında akdedilmiş bulunan 21.03.2012 tarihli harici “Taşınmaz Alım Satım Sözleşmesi” başlıklı sözleşme içeriği incelendiğinde; tarafların 842/9 parsel sayılı taşınmazın 160.000,00 TL’ye satımı, tapu devrinin 15.05.2012 tarihine kadar yapılacağı hususunda anlaştıkları, söz konusu tarihe kadar ise, teminat olarak davacı şirkete ait 15.05.2012 Tarih ve 160.000,00 TL bedelli çekin davalı vekiline verildiği, sözleşmenin devamında; belirlenen bedelin tapu devri sırasında peşin ve nakit olarak satıcı davalının hesabına yatırılacağı, taşınmazın … İcra Satış Müdürlüğünden yapılacak ihale sonucunda bedelinin artması veya azalmasının söz konusu anlaşmayı etkilemeyeceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür. Davaya konu taşınmaz, Kuşadası Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 23.09.2005 Tarih ve 2011/429 Esas 2005/534 Karar sayılı ortaklığın satış yolu ile giderilmesine ilişkin kararına istinaden … Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğu’nun 2012/1 sayılı dosyasında 07.05.2012 tarihli 1. Artırma ile davacı şirkete 808.000,00 TL bedel ile satılmış, 21.05.2012 tarihinde, davalının taşınmazdaki hissesine düşen bedel karşılığı 110.894,58 TL davalının hesabına yatırılmış ve nihayet Kuşadası Sulh Hukuk Mahkemesi’nin Tapu Sicil Müdürlüğü’ne hitaben 22.05.2012 tarihli yazısı ile de davacı adına 842/9 parsel sayılı taşınmazın kayıt ve tescilinin yapılması bildirilmiş, böylece, taraflar arasında yapılan sözleşmenin tapunun devri ile geçerli hale geldiği görülmekle davacının sözleşmenin geçersizliğini ileri süremeyeceği anlaşılmıştır. Yine her ne kadar davacı vekili, müvekkili şirketi temsile yetkili olanların iki kişi olduğunu, 21.03.2012 tarihli sözleşme altında ise bir kişinin imzasının bulunduğunu, bu nedenle de sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürmüş ise de; eldeki davayı geçersiz olduğunu iddia ettiği sözleşmeye dayanarak ve bu sözleşme nedeniyle verilen teminat amaçlı çek nedeniyle açtığı anlaşıldığından, davacının bu yöndeki savunmasına da itibar edilemez. Hal böyle olunca, taraflar arasında akdedilmiş bulunan 21.03.2012 tarihli Taşınmaz Alım Satım Sözleşmesi’nin geçerli olduğu kabul edilerek, sözleşme karşılığında davalı tarafa teminat olarak verildiği belirtilen 160.000,00 TL’lik çek bedelinden, davalının adına Kuşadası Sulh Hukuk Mahkemesi Satış Memurluğu’nun 2012/1 sayılı dosyasında hissesine karşılık yatırılan miktar mahsup edilerek davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi gerekirken, davanın tümden kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 2.707,20 harcın istek halinde iadesine, 12/04/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.