YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8140
KARAR NO : 2016/12510
KARAR TARİHİ : 09.05.2016
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı müteaahit, davalıya daire sattığını ancak davalının daire bedelinin tamamını ödemediğini, bakiye alacağın tahsili için davalı hakkında icra takibi başlattığını, başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %40’dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 11.770,56 TL. üzerinden devamına ve %40 icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının temyiz itirazlarının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine;
2-Davacı inkar tazminatı talebinde bulunmuş ise de mahkemece davacının bu konudaki talebinin reddine karar verilmiştir. İİK.nun 67/2 maddesi hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağın likit ve belli olması, yani borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Davaya dayanak takip 13.12.2011 tarihinde başlatılmıştır. 6352 sayılı yasa 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup dava konusu olayda uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Bu durumda hükmedilecek oran %40 dan aşağı olamaz.
Açıklanan yasal kuralların ışığında, takip konusu alacak değerlendirildiğinde davacı yararına icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, Mahkemece bu kalem istemin reddine karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki yapılan bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK 438/7.maddesi gereğince mahkeme kararının aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine, ikinci bentde açıklanan nedenle kararın hüküm bölümünün 3. fıkrasındaki “yasal şartlar oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine” sözlerinin karardan çıkartılarak yerine asıl alacak üzerinden “% 40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline” söz ve rakamların yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 776,34 TL. kalan harcın temyiz eden davalıdan alınmasına, peşin alınan 27,70 TL harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 09/05/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.