YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/8839
KARAR NO : 2014/11422
KARAR TARİHİ : 16.06.2014
MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 27/12/2012
NUMARASI : 2011/213-2012/626
Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/12/2012 tarih ve 2011/213-2012/626 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nca açılan Ankara-Sincan arası hatta ilişkin özel halk otobüsü ihalesine giriş şartı olarak şirketleşme şartının ileri sürülmesi nedeniyle, müvekkilince davalı şirket adına girilen ihalenin kazanıldığını, müvekkilince çekilen krediyle anılan hatta çalışan araçların ve hattın alındığını, asıl araç sahibi müvekkili olmasına rağmen araç tescillerinin ihale şartnamesi gereği davalı şirket adına yapıldığını, müvekkilince kullanılan kredinin davalı şirket hesabına yatırıldığını, davalı tarafça kredi kullanım tarihinden itibaren en geç 90 gün içerisinde araçları asıl sahipleri adına tescil ettireceği taahhüdünde bulunulmasına karşın, bu taahhüdün yerine getirilmediği gibi ay sonlarında aracın aylık çalışma bedellerinin de müvekkiline ödemediğini ileri sürerek, şimdilik 10.000,00 TL alacağın yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının aracın tescilini talep edebilmesi için öncelikle kredi borcunu ödemesi ve müvekkili şirketin kefaletinin kaldırılması gerektiğini, kredi ödemelerinin müvekkili şirketçe yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının talebinin dayanağı sözleşmenin araç devir koşullarına ilişkin düzenlemeler içerdiği, aracın çalıştırılmasından elde edilecek gelirin paylaşma biçimi konusunda mutabakat bulunmadığı, dosyadaki belgelerin davacının alacak isteminin tespitine yeterli olmadığı, davacının alacağın varlığını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasındaki sözleşme nedeniyle aracın işletilmesinden elde edilen kazancın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, dosyadaki belgelerin davacının alacak isteminin tespitine yeterli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında araç işletilmesi hususunda sözleşme bulunduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı, dava konusu aracın alımı için kullanılan kredi borcunu davalı şirketin ödediğini savunmuştur. Banka yazı cevabından, kredi borcunun davacı ve dava dışı kefil tarafından ödendiği anlaşılmaktadır. Banka yazısı ve dosyada bulunan davalı kayıtlarının usulsüz tutulduğuna ilişkin vergi denetim raporu da dikkate alınarak aracın çalıştırılmasından elde edilecek kazancın hesaplanması ve gelirin paylaşımı konusunda tarafların delilleri de değerlendirilerek yeterli ayrıntıyı içerir ve denetime elverişli rapor düzenlettirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 16/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.