Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2014/3114 E. 2014/9694 K. 26.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/3114
KARAR NO : 2014/9694
KARAR TARİHİ : 26.05.2014

MAHKEMESİ : MANAVGAT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/11/2013
NUMARASI : 2013/111-2013/597

Taraflar arasında görülen davada Manavgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/11/2013 tarih ve 2013/111-2013/597 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı Ş..A.Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatife üye olduğunu ve Manavgat Yukarı Mahalle. parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan . nolu bağımsız bölüm dairesini satın alırken diğer davalı bankadan konut kredisi kullandığını, işbu krediyi ödemeye devam ederken taşınmazını 28.05.2010 tarihinde dava dışı İ..l Ç. sattığını, bu satış ile ilgili olarak müvekkilinin davalı bankadaki hesabına 55.000 TL EFT yapıldığını, bunun üzerinde davalı bankanın müvekkilinin kredi borcunu ipoteğin fekki masrafı dahil tüm fer’ileri ile birlikte tahsil ettiğini ve müvekkilinin kredi borcunun kapandığını, ancak EFT tutarından müvekkilinin bilgisi dışında davalı bankanın diğer davalı kooperatif hesabına 9.155,42 TL havale yapıldığını, müvekkilinin davalı kooperatife borcu olmadığı, borcu olsa dahi davalı bankanın müvekkilinin talimatını almadan re’sen borcunu ödeme yetkisi olmadığını, davalılara ihtar gönderilmesine rağmen sonuç alınamadığını, ileri sürerek müvekkilinin bilgisi dışında davalı kooperatife havale edilen 9.155,42 TL ve ihtarname masrafı olan 361,58 TL’nin mevduata uygulanacak en yüksek faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Kooperatif vekili, kooperatifin çift imza usulü ile hareket ettiğini, davada kendilerinin sıfatı olmadığını, davanın reddini talep ettiğini, davacıya kooperatif yöneticilerinden birkişinin imzaladığı, borcu yoktur şeklinde verilen kağıdın bir hükmünün olmadığını, bu nedenle borcun bittiğini göstermediğini, davacının kooperatife borcunun bulunduğunu bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
Davalı banka vekili, dava konusu 37 nolu bağımsız bölüm üzerine davalı kooperatif tarafından çekilen kredi nedeniyle birinci dereceden ipotek tesis edildiğini, daha sonra ferdileşme yapılması ve tapu devrinin yapılması nedeniyle bu kez davacı tarafından müvekkil bankadan kullanılan kredi nedeni ile ikinci derecede ipotek tesis edildiğini, bu durumda davacının bankaya 2 ayrı borcu bulunduğunu, davacının hesabına gelen tutardan öncelikle davacının bizzat kendisi tarafından kullanılan kredi borcu kapatıldığını, kalan tutar ile kooperatif tarafından kullanılan kredi nedeni ile tesis edilen 1. derecede ipoteğin fekki için 9.155,42 TL aktarılarak 1. derece ipoteğin fekki gerçekleştirildiği, rehin ve hapis hakkında dayanarak tahsilat yaptığını, işlem 2010 yılında yapıldığını, aradan 3 yıl sonra dava açılmasının kötüniyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı kooperatife üye iken kooperatif tarafından davacıya 37 nolu bağımsız bölümün tahsis edildiği, 2006 yılında ferdileşme işlemi yapılırken kooperatif tarafından alınan kredilere karşılık banka lehine bağımsız bölüme ipotek uygulandığı, daha sonra 2007 yılında bu bağımsız bölümün davacıya ferdileşme ile geçtiği, davacıya geçerken aynı zamanda 2. derecede davalı banka lehine ipotek tesis edildiği, davacını daha sonra bu bağımsız bölümü dava dışı İ. Ç. sattığı ve bu satış karşılığında davacının hesabına para aktarıldığı, aktarılan paraların davacının hesabına yatırıldığı ve bir kısım kendi kredi borçlarının kapatılarak ipoteğin kaldırıldığı, ancak kooperatif tarafından çekilen krediye karşılık ipotek fekki için para transferi talimatı olmamasına rağmen davacının hesabından 9.155,42 TL’nin 01/06/2010 tarihinde davalı kooperatifin hesabına aktarıldığı, davacının davalı kooperatif tarafından kullanılan krediye karşılık bankaya şahsen borçlu olmadığı, dolayısıyla davacının kendi rızası olmaksızın şahsi mallarından bankanın tasarrufta bulunması veya mahsup yapmasının mümkün olmadığı, ipotek ile birlikte davacı evi devir aldığı ve ipotek borcunun sadece ev üzerinden geçerli olduğu ve davacının sorumluluğunun ev ile sınırlı olduğu diğer mal ve haklarına bankanın başvuru hakkının olmadığı, transfer edilen para yönünden davacının davasının banka yönünden kabulü gerektiği, ancak davalı kooperatifin bu işlemden bir iştirakinin olmadığı, kooperatifin davacı karşısındaki konumunun 3. kişi konumu olduğu, davacının davalı kooperatiften para istemesinin mümkün olmadığı, paranın nevi türünden olduğu, belirlenebilir bir mal olmadığından, doğrudan o kısmın iadesinin istenilmeyeceği, ancak karşılık gelen bir miktarın talep edilebileceği, bu nedenlerle davacının kooperatife karşı davasının yerinde olmadığı, gerekçesi ile davalı kooperatif yönünden davanın reddine, davacının hesabından havale edilen 9155,42 TL yönünden olan davasının davalı Ş.. T.A.Ş’ye karşı kabulü ile bu miktarın havale edildiği, 01/06/2010 tarihinden itibaren işleyen en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalı Ş. T.A.Ş’den alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalı Ş..A.Ş. vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacıya ait paranın davalı banka tarafından diğer davalının hesabına aktarılması nedeni ile açılan alacak davası olup, mahkemece yazılı gerekçe ile karar verilmiş ise de 6100 sayılı HMK’nın 139. maddesinin amir hükmüne göre mahkeme dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirmesi gerekir. Aynı Yasa’nın 147. maddesi gereğince de ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra bu kez taraflar tahkikat için duruşmaya davet edilir ve gönderilecek davetiyede duruşma gün ve saati belirtilir. Somut olayda, davalı banka ön inceleme duruşmasına çağrılmadığı gibi tahkikat aşamasında da kendisine duruşma gün ve saati bildirilmemiştir. Anayasa’nın 36, 1086 sayılı HUMK’nın 73 ve 6100 sayılı HMK’nın 27. maddelerinde taraflar dinlenmeden iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için davet edilmeden yani hukuki dinlenilme hakkını ihlal edecek şekilde karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Bu durumda davalı bankanın savunma hakkı kısıtlanmış olmakla davalı banka vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkemece verilen kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin ve davalı banka vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı banka vekilinin temyiz itirazının kabulü ile yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, ( 2 ) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı banka vekilinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davacı ile davalı Şekerbank A.Ş’ye iadesine, 26/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.