Yargıtay Kararı 6. Hukuk Dairesi 2014/9129 E. 2015/5853 K. 11.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 6. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/9129
KARAR NO : 2015/5853
KARAR TARİHİ : 11.06.2015

MAHKEMESİ : Sulh Hukuk Mahkemesi

Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, kira alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 26/10/2007 tarihli 3 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme ile, davacı belediyeye ait olan 3 adet dükkan aylık 10.250 TL bedelle davalıya kiralanmış olup aylık kira bedelinin her ayın ilk haftası akşamına kadar peşin olarak ödeneceği, süresinde ödenmeyen kira bedellerine 6183 sayılı yasanın 51. Maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanacağı, kira bedelinin ilk yıldan sonra Tefe oranında artırılacağı kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin 14. Maddesinde kira müddeti bittiğinde kiralanan boşaltılmadığı takdirde akit müddetinin bittiği tarihten itibaren anahtarın teslim gününe kadar geçecek her gün için akitte yazılı kira bedelinin 3 mislinin ihtarsız ve hükümsüz olarak ödeneceği, kiracının sözleşme sonunda kiralananı boşaltmaması halinde 2886 sayılı yasanın 75. Maddesi hükümleri uygulanacağı kararlaştırılmıştır. Davacı tarafından başlatılan icra takibinde 07/05/2009 tarihi ila 26/10/2010 tarihleri arasında ödenmeyen kira alacağı ile 26/10/2010 ila 18/03/2011 tarihleri arasındaki işgal bedeli ve işlemiş faiz alacakları toplamı 422.882,68 TL alacağın tahsili istenmiştir. Süresinde borca itiraz edilmesi üzerine açılan davada davalı vekili müvekkilinin akitten kaynaklanan dava konusu alacak yönünden borcu olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda; Taraflar arasındaki kira sözleşmesine göre kira süresinin 26/10/2010 tarihinde sona erdiği, kira süresi içinde ödenmeyen kira alacağının 130.837,93 TL olduğu, kira süresinin bitim tarihinden işgalin sona erdiği 18/03/2011 tarihine kadar olan 4 ay 22 günlük sürede kira sözleşmesinin 14. Maddesine göre hesaplanan işgal bedelinin 171,749,00 TL olduğu, toplam asıl alacak miktarının 302.586,93 TL, kira alacakları yönünden 6183 sayılı yasanın 51. Maddesi uyarınca hesaplanan gecikme bedelinin 47.714,85 TL olduğunu bildirmiştir. Davacı vekilinin itirazı üzerine alınan ek bilirkişi raporunda ise 171.749,00 TL haksız işgal tazminatının işgalin son bulduğu 18/03/2011 tarihinden itibaren takip tarihine kadar talep edilebilecek yasal faizinin 17.346,65 TL olarak hesaplandığını, bu durumda kira bedelleri için istenebilecek faizle birlikte toplam faizin 65.061,50 TL olduğunu belirtmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne, 302.586,93 TL asıl alacak 65.061,50 TL işlemiş faiz alacağı için itirazın iptaline ve takibin devamına, alacağın haksız işgal tazminatından kaynaklanması ve yargılamayı gerektirmesi nedeni ile icra inkar tazminat talebini reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-)Dosya kapsamına, toplanan delillere, mevcut deliller takdir edilerek karar verilmiş olmasına ve takdirde de bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-)Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı, yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesi ile bunun karşılığı olarak düzenlenen ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297/2. maddesinde belirtilmiştir. Buna göre hüküm, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri kapsar. Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Hüküm gerekçesi dosya içeriğine uygun olmak zorundadır. Ayrıca, hükmün gerekçesi ile sonuç kısmı birbiri ile çelişmemelidir.
Olayımıza gelince; Mahkemece verilen hükmün gerekçesinde haksız işgal bedeline faiz istenemeyeceği belirtilmiş olmasına rağmen hükmedilen 65.061,50 TL işlemiş faiz alacağının 17.346,65 TL miktarındaki kısmı, haksız işgal bedeline bilirkişi tarafından hesaplanan yasal faiz alacağını oluşturmaktadır. Bu durumda mahkemece verilen hükümle hükmün gerekçesi arasında çelişki oluşturularak yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
3-) İcra ve İflas Kanunu’nun 67/2. maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının alacağını doğrudan mahkemede dava ederek haklı çıkması, alacağın likit ve muayyen olması gerekir. Eğer alacaklı itirazın iptali davasında haklı çıkar ve borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse istek halinde alacaklı yararına, eğer davalı borçlu haklı çıkar ve dava reddedilirse bu kez alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olması koşulu ile yine istek halinde borçlu yararına tazminata hükmedilir. Yasa ile güdülen amaç borçlu olduğu miktarı bilebilecek durumda olan borçlunun ödeme emri üzerine icra borcunu inkar etmesini önlemek, gerçekte alacaklı olmayan alacaklının da borçluya zarar vermesini engellemektir.
Somut olayda; taraflar arasında çekişmesiz olan kira sözleşmesinde aylık kira bedelinin miktarı, ve kira bedelinin ne şekilde artırılacağı açıklanmıştır. Esasen taraflar arasında aylık kira bedelinin miktarı konusunda da bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mahkemece borçlunun itirazında haksız olduğu kabul edildiğine ve kira parasının likit bulunmasına göre kira alacağı bakımından davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, alacağın likit olmadığı gerekçesi ile istemin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4-) Davacı vekilinin yargılama giderlerine yönelik temyiz itirazlarına gelince;
492 sayılı Harçlar Kanunu’nun Yargı Harçları ile ilgili 1 sayılı tarifesinde nispi karar ve ilam harcının “Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden” alınacağı düzenlenmiştir. Mahkemece verilen hükümle 302.586,93 TL asıl alacak 65.061,50 TL işlemiş faiz alacağı yönünden itirazın iptaline karar verilmiş olmasına göre davanın kabul edilen kısmı üzerinden nispi karar ve ilam harcı alınması gerekirken “Alınması gereken 131,70 TL nispi karar ve ilam harcından peşin alınan 35,60 TL’nin mahsubu ile bakiye 96,10 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına” karar verilmesi doğru değildir.
Öte yandan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 12.maddesi hükmüne göre konusu para veya para ile değerlendirilebilen davalarda vekalet ücreti, hüküm altına alınan veya reddedilen alacağın miktarı üzerinden tarifenin 3.kısmına göre belirlenir. Mahkemece davanın kabul edilen kısmına göre tarife hükümleri doğrultusunda davacı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nasıl hesaplandığı belli olmayacak şekilde davacı yararına hükmün 4 nolu bendinde 880,62 TL ve 5 nolu bendinde 440 TL vekalet ücretine hükmedilmesi de hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 11.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.