YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4767
KARAR NO : 2013/8391
KARAR TARİHİ : 04.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil
… mirasçıları … ve müşterekleri ile … Yapı Mühendislik Enerji Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi, dahili davalılar, Hazine, … ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair … . Asliye Hukuk Mahkemesi’nden verilen 24.01.2012 gün ve 305/33 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.06.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden gelmedi. Karşı taraftan davalı Hazine vekili Avukat … geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar … mirasçıları … ve müşterekleri vekili, davacıların 24.9.1974 tarihli noterde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi senedi ile … Mahallesi 43 ada 108 parseli satın aldıklarını, taşınmazın arsa olarak teslim edildiğini, içine davacıların mesken ve hayvanlar için dam ve sayalar yaptıklarını, 1974 yılından beri malik sıfatı ile kullandıklarını ancak 1975 yılında ölen … sattığı ve teslim ettiği arsanın 901 ada 69 ve 70 parseller olup 1974 yılından beri davacıların kullandığı ve üzerine bina yaptıkları yerin noter satış vaadi ile alınan yer olmayıp 901 ada 69 ve 70 parseller olduğunu davalı şirket tarafından arsanın kendilerine ait olduğunun iddia edilmesi ile öğrendiklerini, her iki yerin de … ait olup … mirasçılarının ölüm tarihinden itibaren aradan 20 yıldan fazla zaman geçtikten sonra önce … sonra adı geçen şahsın da 15.5.2009 tarihinde davalı şirkete sattığını, TMK’nun 713/2.maddesinde yazılı koşulların gerçekleştiğini, tapunun hukuki değerini yitirdiğini, kazanma koşulları oluştuktan sonra yapılan devrin de hukuki değeri bulunmadığını, satın alan kişilerin davacıların burayı inşaat yaparak kullandıklarını bildiğini açıklayarak 901 ada 69 ve 70 parsellere ait tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Dahili davalılar … mirasçıları … ve müşterekleri, cevap vermemiş, dahili davalı Hazine vekili ise 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, satış vaadinin tapuya işlenmediği sürece geçerliliği olmadığını açıklayarak davanın usul ve esastan reddini savunmuştur.
Davalı … Limited Şirketi vekili, davacı tarafın TMK’nun 713/2. maddesine dayandığını, aynı maddenin 1.fıkrasında tapusuz taşınmazlardan söz edildiğini, 2.fıkrasında da aynı koşullar altında dendiği için tapulu taşınmaz bakımından bu maddenin uygulanamayacağını, tapuda ahar şahsa ait kaydı var ise Hazine ve Belediyenin davaya dahil edilmesi gerektiğini, taşınmazın evvelinin 43 ada 108 parsel olup ifraz görüp kat irtifakı kurulunca 1059 ada 211 parsel olduğunu, tevhid işleminin de 3.4.1975 yılında yapıldığını, geldi kayıtlarına bakıldığında davalı şirketin taşınmazı 1/4 pay sahibi … , … , … ve … isimli kişilerden aldığını, davacıların belgesinde ise … isminin geçtiğini, bir an bu belgenin geçerli olduğu kabul edilse bile davacının iddia ettiği yerlerde sadece 1/4 payının olabileceğini, diğer maliklerin paylarını satmadıklarını, gayrimenkul satış vaadinde alıcının 10 yıl içinde tapuda infaz yaptırması gerektiğini, hak düşürücü sürenin geçtiğini, taşınmazın malikleri tarafından 15.11.2007 de … , … de 15.5.2009 da davalı şirkete sattığını, 3.kişi durumundaki şirketin iyiniyetli olup iyiniyetin korunması gerektiğini, tapunun iptalinin mümkün olmayıp olsa olsa üzerindeki sadece binanın tescilinin tapu kaydındaki ahar şahıs şerhi yüzünden mümkün olabileceği kanısında olduklarını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davasının reddine karar verilmesi üzerine hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamalar ve dosya kapsamına göre davadaki talebin, kayıt maliki … ’ndan … 2.Noterliğinin 24.9.1974 tarih … yevmiye sayılı düzenleme şeklinde satış vaadi ile satın alma tarihi ile mirasçılar adına intikal ve dava dışı gerçek kişiye satışın yapıldığı 2007 yılı arasında davacıların malik sıfatıyla ve zilyetliği sebebiyle TMK’nun 713/2. Maddesinde yazılı ölüm sebebi yönünden tapu kaydının hukuki değerini yitirdiği ve davacılar lehine kazanma koşullarının oluştuğu, davalılardan … Limited Şirketinin ise kazanma koşulları oluştuktan sonra tapudaki satın alması sırasında TMK’nun 1023.maddesine göre iyiniyetli olmadığı hukuki sebeplerine dayalı iptal ve tescil isteği olduğu anlaşılmaktadır
Mahkemece dahili davalıların murisi … ’nun 1975 yılında öldüğü, …’ın ölmeden önce … Mah. 901 ada 69 ve 70 sayılı parsellerin satışını vaat ettiği düşüncesiyle … Mah. 43 ada 108 parsel sayılı gayrimenkulün satışını vaat ettiği, davacıların nizasız fasılasız 20 yıldan fazla bir süreyle dava konusu 69 ve 70 parsel sayılı taşınmazlara zilyet olduğu, bu hali ile dava tarihi itibari ile kazanma koşullarının oluştuğu ancak kazanma koşullarının gerçekleşmesinden sonra tapu iptali ve tescil davası açılmadan kayıt malikinin mirasçılarının taşınmazı dava dışı … 15.11.2007 tarihinde sattıkları, …’in de bu yeri 15.05.2009 tarihinde davalı şirkete sattığı, kayıt malikinin mirasçılarının taşınmazı 3. kişiye temlik etmelerinin zilyedin mülkiyet hakkını etkilemeyeceği, ancak tapu kütüğündeki kayda iyiniyet ile dayanılarak kazanımda bulunan 3. kişinin kazanımının MK nın 1023. maddesi uyarınca korunacağı, dinlenen davacı tanıklarının beyanları ve dosyadaki belgeler ile davalı şirketin kötüniyetle kazanımda bulunduğunun ispat edilemediği, bu nedenle iyiniyetli davalı şirketin bu kazanımının TMK’nun 1023. maddesi uyarınca korunacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme gerekçesinde de yazılı olduğu üzere davacılar tarafından dava konusu taşınmazlara ait mülkiyetin kazanılabilmesi için öncelikle davacılar lehine TMK’nun 713/2.maddesinde yazılı kazanma koşullarının gerçekleştiğinin, daha sonra davalı şirketin satın alım sırasında kötüniyetli bulunduğunun ispatlanması gerekmektedir.
Dava konusu 901 ada 69 parsel 235 m2 arsa, 901 ada 70 parsel ise 332 m2 arsa vasfı ile 1963 yılında yapılan kadastro çalışmalarında 16.11.1961 tarih 192 sıra numaralı tapu kaydı uygulanarak 1/4 paylı olarak … , … , … … ve … adlarına tesbit edilmiş, 901 ada 69 parselin beyanlar hanesine “üzerindeki bina ahar şahsa aittir” şerhi verilmiş, 69 parseldeki inşaatın 70 parsele tecavüzü bulunduğu da belirtilerek tutanakların 27.7.1964 tarihinde kesinleşmesi ile tapuya tescil edilmişlerdir. 901 ada 69 ve 70 parsel maliklerinden … ’ın 21.11.1986 tarihinde ölümü sonrası mirasçıları 19.10.2007, …’ın 20.12.1989, … ’nun 20.3.1965 ve … …’nun ise 21.5.1975 tarihinde ölümleri sonrası mirasçıları ise 15.11.2007 tarihinde murisleri adına kayıtlı payları tapuda … ’a satmışlar, Hayrettin tarafından da her iki taşınmaz 15.5.2009 tarihinde davalı şirkete satılarak tapuda devredilmiştir.
TMK.nun 713/1. fıkrasında; “tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak 20 yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.” denilmiştir.
Aynı maddenin 2. fıkrasında ise; “aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan veya 20 yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir” amir hükmüne yer verilmiştir.
Görüldüğü gibi TMK.nun 713/2. fıkrasına dayalı olarak açılan davaların başarıya ulaşması; bu fıkrada belirtilen koşullar yanında aynı zamanda 713/1. fıkrasındaki koşulların da gerçekleşmiş bulunmasına bağlıdır. Çünkü 2. fıkrada; “aynı koşullar altında…” denilmek suretiyle aynı maddenin 1. fıkrasına atıfta bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle 1. fıkradaki koşulların araştırılıp belirlenmesi zorunludur.
Mahkemece davacılar lehine TMK’nun 713/2.maddesinde yazılı kazanma koşullarının oluştuğu kabul edilmiş ise de, toplanan deliller, dosya kapsamı, mahallinde yapılan keşifte dinlenen soyut tanık beyanları, dava konusu 70 parselin boş arsa oluşu, 69 parselin ise üzerinde tek katlı ev dışında zilyetliğe ilişkin bir kullanım bulunmaması, 69 parsele ait tapu kaydının beyanlar hanesinde üzerindeki binanın ahar şahsa ait olduğunun belirtilmesi ve şerhin devam etmesi, taşınmazların paftadaki konumları, bu evde oturma dışında davacılar veya murislerinin malik sıfatı ile zilyetliğine ilişkin herhangi bir delil olmaması karşısında davacılar lehine TMK’nun 713/1.maddesi kapsamında malik sıfatı ile zilyetliğin gerçekleştiğinin kabul edilme imkanı bulunmamaktadır. Malik sıfatı ile zilyetliğin olmadığı durumda TMK’nun 713/2.maddesinde yazılı kazanma koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemez. Davalı şirketin de kazanımda kötüniyetli olduğu ispatlanamamış ise de belirlenen bu durum karşısında öncelikle TMK’nun 713/2.maddesindeki kazanma koşullarının gerçekleştiği ispatlanamadığına göre davalı şirketin kötüniyetli olduğunun incelenmesi ve araştırılmasına da gerek bulunmamaktadır. Diğer yandan dava tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin açıldığına göre davanın açıldığı tarihte kayıt maliki bulunan şirkete yöneltilmesi yeterli olup ayrıca şirkete satış yapan diğer davalı
gerçek kişilere davanın yöneltilmesine de gerek bulunmamaktadır. Bu açıklamalar karşısında Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bur husus bulunmadığından davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak mahkemenin red gerekçesinde davacılar lehine kazanma koşullarının gerçekleştiğinin kabul edilmesi hatalı olduğundan hükmün gerekçesinin açıklandığı şekilde değiştirilerek bu şekli ile onanması gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan ve gerekçesi değiştirilen hükmün ONANMASINA, taraflarca HUMK’nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK’nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve aşağıda dökümü yazılı 21,15 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 3,15 TL’nin temyiz eden davacılardan alınmasına 04.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.