Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/11123 E. 2013/6408 K. 02.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11123
KARAR NO : 2013/6408
KARAR TARİHİ : 02.05.2013

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tescil

… ile Hazine, …Tüzel Kişiliği, dahili davalılar … ve müşterekleri aralarındaki tescil davasının kabulüne dair … Sulh Hukuk Mahkemesi’nden verilen 07.03.2012 gün ve 4/88 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı, … Kadastro Mahkemesi’ne açtığı davada, miras bırakan dedesi …’ten intikal eden 209 ada 1 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kadastro çalışmaları sırasında paftasında yol olarak gösterildiğini, bu yerin gerçekte yol olmadığını, eklemeli olarak 100 yılı aşkın süredir zilyetliklerinde bulunduğunu açıklayarak kök miras bırakan …’in çocukları olan babası Mustafa Bidiş ve amcası Ahmet Bidiş mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, dava konusu taşınmazın tespit dışı bırakıldığını, bu nedenle kadastro mahkemesinin görevli olmadığını bildirerek davanın görev yönünden reddini savunmuştur.
Davalı …Tüzel Kişiliği temsilcisi, nizalı taşınmazın komşu parsellerde bulunan evlerin yolu olarak kullanıldığını, davacılara ait olmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
… Kadastro Mahkemesi’nin dava konusu taşınmazın tespit dışı bırakılan yerlerden olması nedeniyle verdiği görevsizlik kararı sonrası dosya Sulh Hukuk Mahkemesi’ne devredilmiştir. Yerel Mahkemece verilen davanın kabulüne ilişkin 11.06.2009 tarih 2008/291 Esas ve 2009/180 Karar sayılı kararının davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmesi üzerine hüküm, Daire’nin 25.03.2010 tarih 2009/6374 Esas ve 2010/1325 Karar sayılı ilamı ile; kök miras bırakan … mirasçılarının davaya olurlarının sağlanması ya da TMK.nun 640. maddesi hükmü uyarınca miras ortaklığına temsilci tayini suretiyle öncelikle dava koşulunun yerine getirilmesi gerektiği açıklanarak, sair hususlar incelenmeksizin bozulmuştur. Yerel Mahkemece bozma ilamına uyulmuş, dosyaya sunulan mirasçılık belgesindeki diğer mirasçılar verdikleri dilekçeler ile açılan davaya muvafakat etmiştir. Yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kabulüne; fen bilirkişilerinin 26.12.2011 havale tarihli rapor ve krokisinde (A) harfi ile taralı olarak gösterilen 99.13 m2
yüzölçümündeki taşınmazın yol kaydının iptali ile bu yerin … mirasçıları adına, miras payları oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından; davaya konu taşınmazın 31.08.2007 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında paftasında yol olarak gösterildiği anlaşılmaktadır. Keşifte dinlenen davacı tanıkları dava konusu yerin davacının dedesi Hüseyin tarafından hayvan yemi koymak, gübre atmak suretiyle kullanıldığını, 20-25 yıldır boş olduğunu açıklamışlar; davacı da, dedesi öldükten sonra bu yeri açıklanan şekilde kullanmaya devam ettiğini bildirmiştir. Keşifte görevlendirilen ziraat bilirkişisi 29.12.2011 tarihli raporunda nizalı yerde tarım ürünü bulunmadığını, tarım dışı arazi olduğunu belirtmiştir. Açıklanan olgular tarafların ve Mahkemenin kabulündedir. Uyuşmazlık, kadastro çalışmalarında paftasında yol olarak gösterilen böyle bir yerin zilyetlikle iktisap edilip edilmeyeceğinde toplanmaktadır. Bilindiği üzere ve kural olarak; kamunun kullanımına açık olan yolların zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Ancak, kapanmış veya terk edilmiş yolların koşulları gerçekleştiği taktirde her zaman zilyetlikle kazanılması olanaklıdır. Bundan ayrı, kadastro çalışmalarında paftasında yol olarak belirlenen bir yer için makul süre içerisinde tespit öncesi nedenlere dayanılarak tescil davası açılması mümkün olduğu gibi, yine paftasında yol olarak belirlenen bir taşınmaz için kadastrodan sonraki zilyetliğe dayanılarak tescil davası açılması da olanaklıdır. Öte yandan, böyle bir yere gübre dökülmesi, hayvan yemi konulması gibi olgular ekonomik amaca uygun zilyetlik sayılmamaktadır. Esasen, gerek davacı gerekse tanık anlatımlarından da davacı murisi ve mirasçılarının bu yerde ekonomik amaca uygun zilyetliğinin olmadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davanın reddine karar vermek gerekirken, hukuki müesseselerin uygulanması ve delillerin taktirinde yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK’nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK’nun 440/III-2 bendi gereğince ilama karşı karar düzeltme yolunun kapalı bulunduğuna, 02.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.