Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/12961 E. 2015/27135 K. 18.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/12961
KARAR NO : 2015/27135
KARAR TARİHİ : 18.06.2015

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların, daha önceden birlikte dolandırıcılık yapma hususunda aralarında anlaştıkları, bu kapsamda katılan …’in evine geldikleri, burada sanık …’in kendisini doktor olarak tanıtıp diğer sanık …’in de akrabası olduğunu söylediği, akabinde katılana kiralık olan evini tutmak istediklerini söyleyerek depozito parası olarak Brezilya parası olan üç adet 1000’lik cruzadoyu verdiği, katılanın da para üstünü vermek amacıyla poşet içinde bulunan 3000 TL civarındaki parayı getirmesi üzerine sanığın “ben parayı sayarım” diyerek katılanın elindeki parayı aldığı, daha sonra sanıkların katılanı ve eşini lafa tutarak almış oldukları paralarla suç mahallinden kaçtıkları, bu şekilde sanıkların üzerlerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, katılan ile tanık ifadesi, teşhis tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanıklar tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanıkların eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun anlaşılması karşısında, söz konusu eylemlerin hırsızlık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.

1- Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık …’nün temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 53. maddesinin 3.fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “ velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun “ sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık …’nün temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanunun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, ” Sanığın, 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık …’nun temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a-) Adli emanetin 2010/92 sırasında kayıtlı bulunan ve müsaderesi talep edilen üç adet Brezilya parası hakkında bir karar verilmemesi,
b-) TCK’nın 53. maddesinin 3.fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun“ sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
c-) Sanık hakkındaki Sarıyer Sulh Ceza Mahkemesinin 25.10.2007 tarih ve 2006/223 esas, 2007/987 karar sayılı ilamın altında mahkemece kararın 08.01.2008 tarihinde kesinleştiğinin ve 31.03.2008 tarihinde Yargıtaya gönderilmek üzere Sarıyer Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiğinin yazıldığı, yine mahkemece söz konusu kararın kesinleşme şerhinde ise 02.02.2011 tarihinde kesinleştiğinin belirtildiği, bu haliyle kararın hangi tarihte kesinleştiği hususunda tereddüt bulunduğunun anlaşılması karşısında, söz konusu kararın kesinleşme ve infaz tarihlerinin adı

geçen mahkemeden sorulup kesin olarak netleştirilmesinden sonra sanık hakkında tayin olunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilip verilmeyeceği gözetilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık …’nun temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 18.06.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.