Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2017/3908 E. 2018/9560 K. 27.11.2018 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/3908
KARAR NO : 2018/9560
KARAR TARİHİ : 27.11.2018

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığın, …’den doğan… isimli çocuğu, 17/09/2009 tarihinde beyanda bulunup, resmi nikahlı eşi ile kendisinin çocuğu gibi nüfusa kaydettirmek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.09.2015 tarihli, 2015/412 esas ve 2015/286 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, sanığın nüfus müdürlüğüne beyanla nüfusa kaydettirmekten ibaret eyleminin 5237 sayılı TCK’nin 231. maddesindeki “çocuğun soy bağını değiştirme” suçu kapsamında kaldığı gözetilmeden, sanığın sübut bulan bu suçtan mahkumiyeti yerine, yazılı şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine karar verilmesi,
2- 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27/11/2018 tarihinde hükmün açıklanma şartlarının bulunduğu yönünden üye …’ın karşı oyu ve oy çokluğu ile hükmün esası yönünden oy birliği ile karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Dairemizin 27/11/2018 tarih, 2017/3908 Es, 2018/9560 Kr sayılı (Hükmün açıklama koşullarının bulunduğuna dair) çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebepten katılmıyorum.
Sanığın 5237 TCK’nin 204/1, 62/1, 53/1. maddeleri gereğince 1 Yıl 8 Ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Hükmün Açıklanması suretiyle kurulan Karaman 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/10/2014 tarih 2014/362 Es 2014/776 Kr sayılı kararı usul ve yasaya aykırıdır.
Sanık hakkında aynı mahkemece 18/05/2010 tarih 2010/94 Es- 2010/327 Kr sayıyla TCK’nin 204/1, 62/1, 53/1. maddelerine göre verilen 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün CMK’nin 231/6 ve devamı maddeleri uyarınca açıklanmasının geri bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Deneme devresi içinde sanık hakkında Karaman 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 09/06/2014 tarih 2013/152 Es, 2014/548 Kr sayı ile 5237 sayılı TCK’nin 86/2, 62/1, 52/2. maddeleri uyarınca doğrudan 2.000 TL APC ile cezalandırılmasına ilişkin kesin olarak verilen hükme istinaden ilgili mahkemesine ihbarda bulunulduğu görülmüştür.
Ceza Muhakemesi Hukukunda kesin olduğu belirtilen hükümler ancak kendi kesinlik sınırları içinde (daha doğru bir ifadeyle sadece ve sadece kesin sonuç adli para cezası ile sınırlı olarak) infazı kabildir. Kesin hükme kendisinden daha ağır (somut olayda hürriyeti bağlayıcı ceza) bir başka hükmün infazına yol açacak şekilde bir sonuç yüklenemez.
Çünkü kesin olarak verilen kararların olağan yargı yolu içinde temyiz incelenmesine konu edilmesi mümkün değildir. Ancak şartların varlığı halinde kanun yararına bozma suretiyle hukuka aykırılığın giderilmesi mümkündür. Dolayısıyla etkin bir yargısal denetime tabi olmayan kesin hükümlerin hükmün açıklanmasına dayanak alınması mümkün değildir. Bu durum iç hukukumuzun bir parçası olan İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesinin 6/2. maddesine güvence altına alınan Masumiyet Karinesinin ihlali niteliğindedir.
Bu sebeplerle anılan mahkeme kararının öncelikle (hükmün açıklanmasının koşullarının bulunmadığı sebebine dayalı olarak) bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum. 27.11.2018