Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/8712 E. 2014/2228 K. 10.02.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8712
KARAR NO : 2014/2228
KARAR TARİHİ : 10.02.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-i bendinde serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hali nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edilmiş, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 65/2. maddesinde serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlanmış, aynı kanunun 66. maddesi ise “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denilmiştir. Aynı yasanın 37. maddesinin 4. bendinde ise, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle uğraşanların bu işlerinden doğan kazançların bu kanunun uygulanmasında ticari kazanç sayılacağı belirtilmiştir. Kanunda kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekir.
Otomobil alım satım işi ile uğraşan ve iş yerleri bulunan sanıkların, tanık …’in satılması amacıyla galerilerine bıraktığı …plakalı aracı satış mukavelesi düzenleyerek katılana 8250 TL’ye satarak, bedelini de peşin olarak aldıkları, aracın devir işlemlerinin bir hafta sonra yapılacağını söyledikleri, katılanın aracı teslim alarak bir hafta sonra devir işlemini gerçekleştirmek amacıyla sanıkların işlettiği galeriye söz konusu aracıyla tekrar geldiği, sanık …’nin, aracı uygun bir yere park edeyim bahanesiyle anahtarlarını katılandan aldıktan sonra aracı kaçırarak olay yerinden uzaklaştığı, katılanın bir müddet aracını beklediği; ancak aracının geri getirilmemesi üzerine aracını istediğinde sanıkların, katılana aracını vermedikleri gibi parasını da iade etmeyerek haksız menfaat temin ettiklerinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanıkların savunmalarına, satış sözleşmesine, katılanın aşamalardaki beyanlarına, tanık anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanıkların, tanık…’in satılması amacıyla galerilerine bıraktığı … plakalı aracı satış mukavelesi düzenleyerek katılana 8250 TL’ye satarak, bedelini de peşin olarak aldıkları, aracın devir işlemlerinin bir hafta sonra yapılacağına dair yalan söyleyerek önce katılanı kandırdıkları, uzun bir süre de aracın resmi satış işlemini gerçekleştirmeyerek katılanı oyaladıkları, katılanın aracı uzun bir süre bu şekilde kullandığı, olay günü devir işlemini gerçekleştirmek amacıyla sanıkların işlettiği galeriye söz konusu aracıyla tekrar geldiğinde ise, sanık …’nin, aracı uygun bir yere park edeyim şeklinde hileli harekette bulunarak anahtarlarını katılandan aldıktan sonra söz konusu aracı alarak olay yerinden uzaklaştığı ve ruhsat sahibine aracı iade ettiği, katılanın bir müddet beklediği; ancak aracının geri getirilmemesi üzerine aracını istediğinde sanıkların, katılana aracını vermedikleri gibi parasını da iade etmeyerek haksız menfaat temin etmeleri şeklinde gerçekleştirdikleri sabit görülen eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesinde tanımlanan dolandırıcılık suçunu oluşturduğunun anlaşılması karşısında; eylemin hırsızlık suçunu oluşturduğu gerekçesiyle bozma isteyen görüş benimsenmemiş ve mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 10/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.