YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13136
KARAR NO : 2014/5527
KARAR TARİHİ : 25.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli karar başlığında “09/10/2009” olarak hatalı yazılmış olan suç tarihinin mahallinde “10/11/2006 olarak düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
1- Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükmün açıklanmasının ertelenmesi kararına yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı Kanun’un 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 sayılı CMK’nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanığın haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2-Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde
Somut olayda; katılan …’nın …Otomotiv şirketinin yetkilisi olduğu, sanık …’nin aracını katılan şirkete ait serviste tamir edildiği, sanığın bu nedenle katılan şirkete 3.000 TL borcu bulunduğu, sanığın bu borcuna karşılık nakit parası olmadığını söyleyerek 10/11/2006 düzenleme tarihli, 20.01.2007 vadeli 1.250 TL bedelli ve 10/11/2006 düzenleme tarihli, 20/12/2006 vadeli 1.250 TL bedeli iki adet bonoyu imzalayarak verdiği, senetlerin borçlu kısmında gerçekte olmayan …ve kefil bölümünde de yine hayali isim olarak …’nin isminin yer aldığı, sanığın senetlerin ön kısmındaki imzalarının kendisine ait olduğunu ikrar ettiği, bu şekilde sanığın borcuna karşılık katılan’a sahte senetler vermek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği iddia edilmiş ise de; söz konusu senetlerin katılan ve vekilinin beyanları ile sabit olduğu üzere sanıktan bahse konu aracın tamir ücretinin nakit olarak ödenmesinin istenmesine rağmen, sanığın nakit parası olmadığından bahisle daha sonradan bu borca karşılık verildiği, önceden doğmuş bir zarar veya doğmuş bir borç için hileli davranışlarda bulunulması halinde zarar veya borç, kandırıcı nitelikteki davranışlar sonucu doğmayacağından dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmayacağı, sanığın, katılana verdiği sahte senetlerin düzenlenmesinden önce borçlandığı, böylece, önceden doğan borç nedeniyle sahte belge tanzim edilerek verilmiş olduğu anlaşılmakla, dolandırıcılık suçundan sanığın beraatine yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 25.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.