Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/16642 E. 2014/9119 K. 07.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16642
KARAR NO : 2014/9119
KARAR TARİHİ : 07.05.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Üniversite öğrencisi olan katılanın, sanığın evini kiralayıp depozito olarak da 100 Euro bedelli senet düzenleyerek sanığa verdiği, sanığın 100 Euro olan bedeli tahrif ederek 1100 Euro yazdığı, senet bedelini bu şekilde değiştirdikten sonra katılan aleyhine icra takibine koyduğu, katılanın takibe itiraz etmesi

üzerine Antalya 2. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından 2006/1235 esas sayılı dosyasında yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, senedin ilk yazımı esnasında değer gösteren “100” içerikli rakamların bulunduğu, daha sonra bu rakamların başına “1” rakamının ilave yazım yoluyla eklendiği, senedin yazıyla değer gösteren hanesindeki “Bin Yüz EURO” ibaresinin ise rakamla değer gösteren hanede yapılan tahrifata uygun olarak doldurulduğunun tespit edilmesi üzerine takibin iptaline karar verildiği, sanığın bu şekilde gerçekleşen eyleminin resmi belgede sahtecilik ve kamu kurumunu aracı kılmak suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturduğunun iddia edildiği olayda;
1-Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
a-Katılan vekilinin senetle ilgili yapılan icra takibi sırasında haciz işleminin yapıldığını belirtmesi karşısında, suça konu senede ilişkin icra dosyasının getirtilerek incelenmesi ile denetime imkan verecek şekilde onaylı suretinin dosya arasına konulması gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-Kabule göre de;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
c-08.10.2009 tarihli celsede katılma talebinde bulunan ve davaya katılma hakkı bulunan şikayetçinin davaya katılmasına karar verilmemesi ve katılan lehine vekalet ücretine karar verilmemesi,
d-5237 sayılı TCK’nın 158/1. maddesinin hangi bendinin uygulandığının hüküm fıkrasında gösterilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ile sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.05.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.