Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2013/12984 E. 2013/22513 K. 17.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12984
KARAR NO : 2013/22513
KARAR TARİHİ : 17.12.2013

Mahkemesi :Kadastro Mahkemesi

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konusu 105 ada 24,23,22,20 ve 12 parsel sayılı sırasıyla 19521,07 m2, 14311,63 m2, 5447,44 m2, 5807,45 m2, 27312,59 m2 yüzölçümündeki taşınmazlardan 105 ada 23,22,20 ve 12 parsel sayılı taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, 105 ada 24 parsel sayılı taşınmaz ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine ve satın almaya dayanılarak 105 ada 24 parsel sayılı taşınmaz davalı … ve paydaşları adına paylı olarak, 105 ada 23 parsel sayılı taşınmaz davalı … Karaboya adına, 105 ada 22 parsel sayılı taşınmaz davalılar … ve paydaşları adına paylı olarak, 105 ada 20 parsel sayılı taşınmaz davalı … adına, 105 ada 12 parsel sayılı taşınmaz ise davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı … 105 ada 21 parsel sayılı taşınmazın adına eksik yüzölçümü ile tespit edildiğini, mevcut eksikliğin dava konusu taşınmazlarda kaldığını öne sürerek kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu 105 ada 12,20,22,23 ve 24 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 105 ada 12,20,22,23 ve 24 parsel sayılı taşınmazlar yönünden 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. …./….
Kadastro davalarında keşif giderleri yatırılmadığından bahisle kesin süre sonuçlarının uygulanabilmesi için öncelikle uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için taşınmaz başında keşif yapılmasının zorunlu olması, dava dosyasının keşfe hazır hale getirilmesi, ispat yükü kendi üzerinde olan tarafa keşif giderlerini mahkeme veznesine depo etmesi için makul ve yeterli uzunlukta kesin süre verilmesi, verilen kesin süre içinde kabul edilebilir yasal bir mazeret olmaksızın keşif giderlerinin mahkeme veznesine yatırılmamış olması gerekir.
Somut olayda dosyada keşif yapılmasının zorunlu bulunduğu kuşkusuzdur. Ne var ki, davacı tarafa keşif giderlerini yatırması için kesin önel verilmiş ise de, davacı tarafa verilen kesin önel gerekli koşulları içermemektedir.
Şöyle ki; mahkemece hükme esas alınan ve kesin süre ile ilgili ara kararlarının oluşturulduğu 14.09.2012 tarihli duruşmanın iki nolu ara kararında keşif erteleme tutanağında ki eksikliğin giderilmesi için gereğinin yapılmasına karar verilmiş, son keşif erteleme tutanağı incelendiğinde ise güvenlik nedeni ile keşfin yapılamadığının belirtildiği görülmüştür. Ayrıca mahkemece hükme esas alınan kesin süre ile ilgili ara kararlarının oluşturulduğu duruşmada herhangi bir keşif gün ve saati belirlenmemiştir. Bu aşamadan sonra ise mahkemece kesin süreye konu 14.09.2012 tarihli duruşmanın iki nolu ara kararı gereğince işlem yapıldığı ve keşif erteleme tutanağında ki eksikliğin giderildiğine dair dosya kapsamında herhangi bir bilgi ve belge bulunamamıştır. Bu halde mahkemece keşif erteleme tutanağında ki eksikliğin yerine getirildiğine dair bir bilgi ve belge bulunamadığına göre keşif ücretleri yatırılsa dahi takip eden celsede keşif gün ve saati verilerek keşfin icra edileceğine dair davacı yan üzerinde kuvvetli bir şüphe oluşturulmuştur. Yukarıdan beri anlatılan bu olgu ile birlikte benzer gerekçeler ile birden fazla olacak şekilde keşfin ertelenmesi ve davacı vekilinin son celsede dile getirdiği beyanı gözetildiğinde dosyanın keşfe hazır hale geldiğinden söz edilemeyecektir. Kaldı ki mahkemece hükme esas alınan kesin süre ile ilgili ara kararların oluşturulduğu 14.09.2012 tarihli duruşma tutanağında kesin süreye uymamanın sonuçlarını neler olduğu gösterilerek bu hususlar duruşma tutanağına derç edilmemiş, davacı vekiline çıkarılan davetiye üzerinde ki şerhe ise sürenin kesin olduğu belirtimi yapılmamıştır. Bu anlatılan olgular dikkate alındığında mahkemece dava dosyası keşfe hazır hale getirilmeden keşif giderleri için kesin süre verilmesi usule aykırıdır.

Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi tutanak aslı dosya içine alınan ve davacı adına tespit edilip esasen dava dışı olduğu belirlenen 105 ada 21 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tutanak aslı ve dayanağı belgelerin kadastro işlemlerinin olağan yöntemince tamamlanmak üzere Kadastro Müdürlüğü’ne geri gönderilmesine karar verilmesi gerekirken bu hususta bir karar verilmemesi dahi isabetsiz, davacı …’un temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 17.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.