YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/10358
KARAR NO : 2013/17963
KARAR TARİHİ : 31.10.2013
Mahkemesi :İş Mahkemesi
YARGITAY İLAMI
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Davacı vekili, davacının davalı işveren nezdinde 27/09/2004 tarihinde direksiyon öğreticisi olarak çalışmaya başladığını, 24/11/2010 tarihinde iş akdinin haksız olarak feshedildiğini, haftanın 7 günü 08:30-17:00 saatleri arasında mesai yaptığını, yıllık izinlerin kullandırılmadığını, ders ücretlerin tamamının ödenmediğini, ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin ücreti ek ders ücreti fazla çalışma ücreti, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının işçi emeklisi olduğunu, 27/09/2004 tarihinde davalı işyerinde çalışmaya başladığını, nizalı ve fasılalı olarak çalıştığını, ortakların ayrılması nedeniyle Mayıs/2010 ayında 6 araçtan 3’ünün satıldığını, direksiyon öğreticilerinden daimi duran araçların dönüşümlü olarak verilmeye başlandığını, davacının çalışma olmadığı zamanlarda da aracın vermediğinin söylendiğini, davacının 07/09/2010 tarihinde iki sürücü adayına hakaret ederek çalıştırmadığını, hep yaşlı ve acemilerin kendisine verildiğini iddia ettiğini, eşyalarını alarak ve anahtarı kurs müdürüne vererek gittiğini, daha sonra işe döndüğünü, davacıyla 26/10/2010 tarihinde yeni sözleşme yapıldığın, yine aynı tarihte eğitim aracı ile maddi hasarlı kaza yaptığını, davacıya araç verilmediğini, davacının, 31/10/2010 gününde ibra belgesi imzaladığını bu belgede istifa ettiğini bildirdiği,….ca ayrı bir istifa belgesi istenmesi üzerine 11.11.2010 tarihli istifa dilekçesi verildiğini, belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Savunma hakkı Anayasamız’ın hak arama hürriyeti başlıklı 36. maddesinde ” Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” düzenlemesi ile açıkça hüküm altına alınmıştır.
İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı HMK’nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usül hukukumuza yansıtılmıştır.
Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın “açıklama ve ispat hakkı’nı da içerdiği vurgulanmıştır.Davanın taraflarının, usül hukuku hükümlerine aykırı olarak ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması,iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
Somut olayda; mahkemece davalı tarafın delil listesinde yer alan tanıklarından sadece ikisinin dinlediği, davalının 25.12.2012 havale tarihli dilekçesine rağmen dinlenmesini istediği diğer tanıkların dinlenmediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davalı tarafa dinlenmesini istediği tanığını dinletme imkanı sağlanması,tanık beyanlarının diğer delillerle birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının açıklığa kavuşturularak hüküm kurulması gerekirken, dinlenmesi istenilen davalı tanığının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak dinlenilmeyip, davalının savunma hakkı kısıtlanarak eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması ve usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 31.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.