Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/17687 E. 2014/4200 K. 06.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17687
KARAR NO : 2014/4200
KARAR TARİHİ : 06.03.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-i bendinde serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi hali nitelikli dolandırıcılık olarak kabul edilmiş,193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 65/2 maddesinde serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlanmış, aynı kanunun 66. maddesi ise “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denilmiştir. Aynı yasanın 37. maddesinin 4. bendinde ise, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle uğraşanların bu işlerinden doğan kazançların bu kanunun uygulanmasında ticari kazanç sayılacağı belirtilmiştir. Kanunda kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerekir.
Şikayetçi …, … Spor Uluslararası Nakliyecilik Şirketi’nde şoför olarak çalışmakta olup, müşterileri olması nedeni ile tanıdığı soy ismini bilmediği … isimli şahsın samanlarını alarak … ili … İlçesi’ne götürmek üzere yola çıktığı,…’un samanları teslim edeceği şahsa ulaşamadığı için yoldayken teslim adresini vereceğini söylediği, …’e geldiğinde kendisini arayan sanığın, … ile görüşüp anlaştıklarını, samanları kendisinin satın aldığını söyleyerek …Köyü’ne gelmesini istediği, sanık ile buluştuklarında yükü indirmemesini isteyen sanığın suça konu samanları şikayetçi …’ye sattığını söylemesi üzerine, samanları şikayetçi …’nin gösterdiği yere indirmeye başladıkları, bu sırada sanığın sürekli olarak …’ye giderek parasını vermesini istediği, bu durumdan şüphelenen …’nin nakliyeci … ile görüştüğü, …’ın da samanları satan … isimli şahsı telefon ile aradığında, samanın kilosunu 180,00 TL’den sattığını öğrendiği, oysa sanığın …’ye samanın kilosunu 175,00 TL’den satması karşısında parayı alıp kaçacağından şüphelenerek kolluk görevlilerine ihbarda bulundukları somut olayda; gerek sanığın gerekse nakliyeci olan şikayetçi …’ın beyanlarına göre, sanık ile samanların sahibi olan Harun arasında satış sözleşmesinin yapıldığı konusunda herhangi bir tereddütün bulunmaması ve sözlü olarak yapılan satış sözleşmesi sırasında sanığın hileli bir hareketinin bulunmaması, malın tesliminden sonra sanığın daha pahalıya aldığı malı daha ucuza satmak şeklindeki eyleminin dolandırıcılık suçunun unsuru olan malın kendisine teslimini sağlayan hileli bir hareket olarak kabul edilmeyeceği gözetilerek suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 06.03.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.