Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/1701 E. 2014/16970 K. 22.10.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1701
KARAR NO : 2014/16970
KARAR TARİHİ : 22.10.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Şikayetçinin, ikamet ettiği … ilçesinden askerlik arkadaşı sanık …’i arayıp işsiz olduğunu söyleyerek, …’de kendisine iş bulmasını istediği, sanığın kendisine yardımcı olacağını söylediği, daha sonra şikayetçiyi arayan sanığın şikayetçiye internet kafeye gitmesini kendisine internet aracılığı ile altın fotoğrafları göstereceğini, bu altınların toplam 12 kg olduğunu ve 50.000 TL’ye kendisi adına satın alabileceğini, bu alım satım karşılığında kendisinin de 10.000 TL alacağını söylediği, bunun üzerine …’ye gelen şikayetçiyi sanık …’in karşıladığı, çay içerken tuvalete gideceğini söyleyerek şikayetçinin yanından ayrıldığı, gelmemesi üzerine şikayetçinin sanık …’i aradığı, telefonu sanık …’nın açtığı ve kısa bir süre sonra şikayetçinin yanına gelip sanık …’i bulacağını öncelikle otel ayarlaması gerektiğini söylediği, şikayetçinin altın işi için …’ye geldiğini, üzerinde fazla para olmadığını otelde kalamayacağını söylemesi üzerine …’i bulmak üzere sanık …’nın yanından ayrıldığı, gece yarısına doğru haber gelmeyince otobüsle …’ye döndüğü, ertesi günü şikayetçiyi cep telefonundan
arayan sanık …’nın altın işinin kendisinin çözeceğini söyleyerek …’ye şikayetçinin yanına gittiği, burada altınları gördüğünü ucuz fiyata alabileceğini söyleyerek şikayetçiden para ayarlamasını istediği, bu arada birkaç defa …’ye telefon açarak altınların satılıp satılmadığını sorduğu, buna inanan şikayetçinin sanık … ile birlikte …’ye gittiği, sanık …’nın yine telefonla birkaç yeri arayıp şikayetçiyi aradığı şahıslarla görüştürdüğü ve altın alımı konusunda 10.000 TL’ye anlaşma sağlandığı, sanık …’nın birlikte gittikleri yerde şikayetçiden 10.000 TL’yi alarak beklemesini söylediği ve olay yerinden ayrıldığı, sanıkların bu eylemleriyle şikayetçiyi aldatıp haksız kazanç elde ettikleri ve dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda; sanıkların savunmaları, katılan beyanı, iletişim tespit kayıtları, fotoğraf teşhis tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, atılı suçun sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
1-5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
2-Sanık … hakkında, tekerrüre esas alınan … 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2007/299 Esas 2008/974 Karar sayılı ilamındaki suçun, askeri suç olması nedeniyle TCK.nın 58/4. maddesi uyarınca tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunu’nun 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunu’nun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanunu’nun 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmesi ve karardan sanık … hakkındaki tekerrür ile ilgili kısmın çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.