YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/1570
KARAR NO : 2014/8499
KARAR TARİHİ : 30.04.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılan …’nün tanık …’dan satın aldığı bal karşılığında 16.000 TL bedelli senedi lehtar kısmını boş bırakıp imzalayarak verdiği, akabinde senet bedelini ödeyip senedin kendisine iadesini istediği, …’nın senedi katılana teslim etmek üzere sanıklardan …’a verdiği, onun da senedi teslim etmeyerek diğer sanık … ile boş kısımlarını …’ı alacaklı gösterecek şekilde doldurdukları ve icra takibine koydukları iddia edilen somut olayda; sanıkların inkara yönelik savunmaları, … ile katılan arasında yapıldığı söylenen bal alışverişine ilişkin bir belge bulunmayışı, haksız yere icra takibi yapıldığı söylenmesine rağmen haricen tahsilat yapılarak dosyanın kapatılmış olması ve bu ödemenin bizzat katılan tarafından da doğrulanması, senet üzerinde yapılan parmak izi incelemesinde senet üzerinde tespit edilen teşhise elverişli beş adet parmak izinden hiçbirinin tanık …’ya ait olmaması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,30/04/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ:
Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2013/ 1570 Esas sayılı dosyası
Katılan …’nün tanık …’dan almış olduğu bal karşılığında ödeme tarihi 19.09.2008, meblağı 16000 TL olan bonoya isim ve adresini yazıp imzalamak suretiyle verdiği senedin bedeli olan 16000 lirayı haricen ödeyip tanıktan 22.09.2008 tarihli belgeyi aldığı, tanık …’in bedeli bu şekilde ödenmiş senedi katılana teslim etmek üzere sanıklara verdiği, sanıkların da bu senedi katılana vermeyerek, senedin boş kısımlarına sanık …’ın kendi el yazılarıyla lehtar kısmına “ …”, “ondokuz Eylül 2008”, “malen” ve “10.01.2008” ibarelerini yazdıktan sonra, her iki sanığın katılandan alacaklı oldukları iddiasıyla Söke İcra Müdürlüğünün 2009/598 sırasında kayıtlı dosya ile takibe koyduklarının anlaşılması, sanıkların takip konusu bonoyu başka bir nedenle katılandan aldıklarına yönelik savunmalarını belgelendirememiş olmaları karşısında; her iki sanığın üzerlerine atılı resmi belgede sahtecilik ve kamu kurumu olan icra müdürlüğünü aracı kılmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçları sübut bulduğu halde mahkumiyetlerine karar verilmesi gerekirken beraatlerine karar verilmiş olması nedeniyle hükmün bozulması gerekirken delil yetersizliği nedeniyle beraat kararının onanmasına dair çoğunluk görüşüne karşıyım.30.04.2014