Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/22421 E. 2014/13490 K. 07.07.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/22421
KARAR NO : 2014/13490
KARAR TARİHİ : 07.07.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın, katılan ….’den finansal kiralama yoluyla kiraladığı sabit kum eleme tesisinin kira ücretlerini ödemediği, bunun üzerine kendisine çekilen ihtarnameye rağmen kira ücretleri ödenmediği gibi iş makinesinin de iade edilmediğinin iddia edildiği somut olayda; sanığın kovuşturma aşamasında finansal kiralama sözleşmesini imzaladığını ancak sabit kum eleme tesisinin kendisine teslim edilmediğini savunmasına karşın Cumhuriyet savcısı huzurunda verdiği ifadesinde katılan vekilinin müracaatında geçen hususların doğru olduğunu, kendilerinden sabit kum eleme tesisi kiraladığını, ancak mali durumu el vermediğinden ödemeleri aksattığını, başlatılan icra takibinde borçlarını ödeyeceğini beyan etmesi karşısında sanığın hiç bir hukuki yola başvurmaksızın teslim almadığı tesisin kira borcunu ödemeye devam etmesinin beklenemeyeceği gözetilerek suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmeksizin hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve üst C. savcısının yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 250 tam gün olarak tayin edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve üst C. savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “250 gün” ve “5.000,00 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100,00 TL” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.