Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/21111 E. 2014/10299 K. 26.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/21111
KARAR NO : 2014/10299
KARAR TARİHİ : 26.05.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye …, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun … şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, … ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır. Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Bir suç ihbarının yapılması üzerine polis ekipleri olay yerine gittiğinde, sanık ve yanındaki arkadaşının sokakta bağırdığı, ekmek bıçağı ile insanları tehdit ederek saldırdığının iddia edildiği, yapılan incelemede, sanığın, hakkında yakalama emri bulunan biri olduğunun anlaşıldığı ve harabe bir binada olduğunun tespit edildiği, bu arada yerde sanığa ait bir adet bıçak bulunduğu, polis memurlarının davet etmesine rağmen, sanığın saklandığı yerden çıkmaması ve saldırgan hareketler sergilemesi sonucu müşteki polislerin sanığa biber gazı sıkarak onu etkisiz hale getirip polis aracına bindirdikleri, sanığın müştekilere “sizin ananınızı avradınızı sinkaf edeyim, sizi sesinizden tanıyorum, sizin kafanıza sıkmayanın anasını sinkaf etsinler” şeklinde hakaret içeren sözler söylediği, daha sonra nezaret aracını tekmeleyerek sol kapı üst kilit yerinin plastik kaplamasını kırdığı ve nezarethane kapısının camını korumak için takılan demir muhafazaya tekme atarak yamulmasına sebebiyet verdiği, böylece sanığın kamu görevlilerine karşı görevinden dolayı hakaret ve kamu malına zarar verme suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, müşteki ve tanık beyanları, görgü ve tespit tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, suçların sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Hakaret suçundan hüküm kurulurken, 5237 sayılı TCK’nın 125/1,3-a maddesi gereğince doğrudan temel cezanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, öncelikle TCK’nın 125/1. maddesi gereğince 3 ay karşılığı adli para cezası tayin edildikten sonra aynı maddenin 3-a fıkrası gereğince cezanın, 1 yıl karşılığı adli para cezasına çıkartılarak arttırım ve indirimlerin bu ceza üzerinden yapılması usul ve yasaya aykırı ise de, bu husus sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 14/06/2011 tarih ve 2011/1-24 Esas, 2011/124 Karar sayılı kararına göre, failin haksız bir fiilin yarattığı hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında hareket ederek bir suç işlemesinin haksız tahrik olduğu, bu durumda failin suç işleme yönünde önceden bir karar vermeksizin, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısında yarattığı karışıklığın sonucu olarak suç işlemeye yöneldiği, buna göre; sanığın, bir suç işledikten sonra ve hakkında yakalama kararı olduğunu bilerek harabe bir binada saklandığı, etraftaki insanlara bıçak çekerek tehditte bulunduğu, polisin teslim ol çağrısına uymadığı ve saldırgan tavırlar sergileyerek haksız hareketleri kendisinin başlattığı, olayı sakinleştirmeye çalışan polis memurlarının da sanığı etkisiz hale getirmek için görevleri kapsamında ve kanunun verdiği yetkiye dayanarak orantılı güç kullandıkları eylemde, sanığa yönelik herhangi bir haksız hareketin bulunmadığı dikkate alınarak 5237 Sayılı TCK’nın 29. ve 129. maddeleri kapsamında, haksız tahrik koşullarının oluşmadığının anlaşılması karşısında, bu yönde bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 26/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.