YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2014/1831
KARAR NO : 2014/12358
KARAR TARİHİ : 19.06.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan sıfatı bulunmayan … plakalı araç sahibi … vekilinin aracın müvekkiline teslim edilmesiyle ilgili 06.12.2013 tarihli talebi konusunda mahalli mahkemesince işlem yapılması mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılanın aracını internet üzerinden satışa çıkardığı, bu aracı satın almak için sanık …’nin … olduğu, 44.500 TL fiyatta anlaştıkları, sanık …’ın aracı Giresun’a giderek alacağını söyleyip satış konusunda yetki vekaletnamesi çıkartmasını istediği, müşteki …’nın da Giresun 3. Noterliği’nde düzenlemiş olduğu vekalet ile …’ye aracın satışı için yetki verdiği, daha sonra sanık …’ın Giresun’a gidemeyeceğini bildirip aracı Ankara’ya istediği, müşteki Ertan’ın da Ankara’ya gelecek olan … isimli arkadaşına aracı teslim ettiği ve Ankara’ya gönderdiği, sanıklar ile …’in bir benzin istasyonunda buluştuğu, sanık …’ın aracı servise götürüp baktırmasını …
…’dan istediği, …’in de anahtarları ile birlikte aracı teslim ettiği, vekaletnamenin araçta bulunan ruhsatın içinde olduğu, … araçla birlikte gittikten sonra yanlarında …’nin bankadan para çekip havale edeceğini söyleyerek Ziraat Bankası’na girdiği, …’in sanıklarla birlikte gelen kimliği tespit edilemeyen üçüncü şahısla beklediği sırada namaz kılmak için camiye girdiği, cami çıkışı kendisini bekleyen üçüncü şahısın olmadığını gördüğü, aramasına rağmen diğer sanıklara da ulaşamadığı, sanıkların daha sonra vekalete istinaden aracı önce sanık … adına tescil ettirdikleri, daha sonra da üçüncü bir şahsa sattıkları anlaşılmakla, hileli hareketlerle haksız menfaat temin eden sanıkların dolandırıcılık suçunu işlediklerine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
A-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararına karşı, katılan vekili ve sanığın temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar 53. madde 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA,, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararına karşı, katılan vekili ve sanığın temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanığın adli sicil kaydına göre tekerrüre esas olabilecek ilam bulunması karşısında ilamın kesinleşme ve infaz tarihlerini içerir şekilde onaylı suretinin dosya arasına getirtilip incelenerek tekerrüre esas olup olmadığının tartışılmaması,
2-5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar 53. madde 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19.06.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.