YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4030
KARAR NO : 2014/20384
KARAR TARİHİ : 03.12.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık …’un temyiz isteminin incelenmesinde;
Yüzüne karşı tefhim olunan 07.10.2010 karara yönelik olarak, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı 19.10.2012 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik Cumhuriyet savcısı’nın temyiz isteminin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın, 158. maddenin İkinci fıkrasında yer alan,bu düzenlemeyle failin, kamu görevlileriyle ilişkisi olduğunu,onlar nezdinde hatırı sayıldığını ileri sürerek ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak,başkasından menfaat temin etmesi nitelikli dolandırıcılık kabul edilmektedir.Suçun maddî unsuru,kamu görevlileri yanında hatıra sayıldığının, onlarla ilişkisi bulunduğunu iddia ederek, yapılacak aracılık karşılığında kamu görevlisine verilmek üzere,para veya başkaca menfaat almak,kabul etmektir.
Kamu görevlisi, TCK.md.6’da tanımlanmış ve açıklanmıştır. Bu suçun meydana gelmesi için, suç konusunun resmî nitelikte bir iş olması ve failin kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan bahsederek dolandırıcılık eylemini gerçekleştirmesi gerekir.Faildeki ahlaki kötülüğün,yalnız başkalarını dolandırmakla kalmayıp,aynı zamanda kamu görevlilerini şüphe altına sokmasındaki vahameti,suçu nitelikli hâle getirmiştir.
Bu iddia yapıldığında, o kamu görevlisinin gerçekten var olup olmadığı, ya da o işi yapmaya yetkili bulunup bulunmadığının bir önemi yoktur. Ancak nüfuzdan faydalanacağı söylenen kişinin kamu görevlisi olması gerekir.Kamu görevlisi sayılmayan bir kişiyle ilişkisinden dolayı bir yarar sağlanması halinde bu nitelikli hal uygulanmayacaktır.Kamu görevlisinin taraflarca tanınan ve bilinen bir görevli olması aranmaz. Asıl olan tarafların anladıkları ve anlattıkları memurun makam olarak belirlenebilen bir görevli olmasıdır. Failin mağdurdan sağladığı çıkarı …. Başsavcısına, …kaymakamına, vereceğim şeklindeki beyanında Başsavcının, Kaymakamın kişi, makam ve görev olarak yeterince belirliliği bulunmaktadır. Failin, belirli bir memur yanında hatırı sayıldığından bahsedilmeksizin, bakanlardan, milletvekillerinden, hakimlerden, tanıdıkları olduğu ve işi halledeceğini söyleyerek çıkar sağlanması halinde basit dolandırıcılık söz konusu olacak ve TCK’nın 158/2 maddesi uygulanamıyacaktır. Keza, failin, belli bir memur yanında hatırı sayıldığından söz etmeksizin kendisini Kamu kurumunda görevli (müfettiş, genel müdür vb.)olarak tanıtıp müştekinin tayinini yaptırabileceğini söylemesi halinde eylemi,basit dolandırıcılık suçunu oluşturacaktır.
Eşi kanser olan katılanın Bağkur’a olan prim borcu nedeniyle sağlık sigortasından yararlanamadığı, Bağkur’a sorduğunda 22.000 TL olan prim borcunu yatırdığı takdirde sağlık sigortasından yararlanabileceğinin bildirildiği, katılanın oğlunun çevreden muhtar olan sanık …’nın bu işlerle ilgilendiğini duyması üzerine sanık …’ya durumu anlattığı, sanık …’nın diğer sanık … ile katılanı görüştürdüğü ve sanıkların birlikte bu işi 10.000 TL’ye halledebileceklerini, tanıdıkları olduğunu söyledikleri, 5.000 TL’yi peşin olarak kalan 5.000 TL’yi de iş bittikten sonra alacaklarını katılana söyledikleri, bu şekilde anlaştıkları, katılanın köye gidip gelininin altınlarını sattığı, bir miktar da başka yerden borç bulup 5.000 TL’yi temin ettiği, sanık …’nın bürosunda her iki sanığa birlikte 5.000 TL’ yi verdiği, ardından sanık …’nın diğer sanığı bu iş için …’ya yolcu etmek üzere kendi aracıyla havaalanına götürmek için birlkte katılan ve tanıkların yanından ayrıldıkları, bir süre sonra sanıkları arayan katılanın bir daha sanıklara ulaşamadığı, bu şekilde gerçekleşen eylemlerinin kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu iddia edilen olayda,
Katılanın eşinin hasta olup Bağkur’a olan 22.000 TL prim borcu nedeniyle sağlık sigortasından yararlanamadığı, emekli olabilmek ve sağlık karnesi çıkartabilmek için …vasıtasıyla sanık … ile görüştüğü, sanık …’un bu işi diğer sanık … ile halledebileceğini, daha önce başka kişilerin de emeklilik işlemleri yaptığını beyan ettiği ve bu amaçla katılanın 5.000 TLyi sanıklar … ve …’e verdiğinin iddia, tanıklar …, …, ve …’ın beyanları ile tüm dosya kapsamından anlaşılmakla sanıkların sübut bulan dolandırıcılık suçundan mahkumiyetleri yerine yasal olmayan gerekçe ile beraatlerine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısı’nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.12.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.