YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3074
KARAR NO : 2014/19364
KARAR TARİHİ : 20.11.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; temyiz dışı …’ın, evlenmek isteyen katılanı arayarak bir bayan bulduğunu evlenmek istediği takdirde kendisine yardımcı olabileceğini söylediği, katılanın, tanışmayı kabul ettiği ve tanıklar … ve …’ı da yanına alarak, temyiz dışı Sadettin’in tarifi ile sanığın ve temyiz dışı diğer sanıkların bulunduğu adrese gittiği, taraflar arasında Burcu olarak tanıtılan sanık ile katılanın tanışma sonrasında evlenme konusunda karar kıldıkları, ihtiyaçları nedeniyle tanık …’ın katılan adına 500 TL’yi temyiz dışı sanık …’ye verdiği, ertesi gün katılanın yine adı geçen tanıklar ile birlikte aynı yere gelip buradan sanığı alarak çarşıya çıktıkları ve sanığa 500 TL’ ye yüzük ve bir çift küpeyi satın aldıktan sonra sanığın evine geldikleri burada temyiz dışı diğer sanıkların da bulunduğu ancak bir süre sonra sanık ve temyiz dışı sanıkların bir takım bahaneler uydurarak evden ayrılıp ortadan kayboldukları, katılanın şikayeti üzerine yapılan araştırma sonucunda, tarafların buluştukları bu evin boş bir yer olup, evin kapısının sürekli açık olduğunun, evin arka sokağa açılan duvarında delik olduğu bu deliğin perde ile kapatıldığının tespit edildiği ve sanığın temyiz dışı diğer sanıklar ile birlikte hareket ettiği anlaşılmakla, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla ” 20 gün” ve ”400 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak yerine, sırasıyla ” 5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 20.11.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.