Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/4166 E. 2014/20401 K. 04.12.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/4166
KARAR NO : 2014/20401
KARAR TARİHİ : 04.12.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanığın, suç tarihi öncesinde herhangi bir sosyal güvencesi olmadığı için …’nca kendisi, eşi ve çocukları için verilen yeşil karta son olarak 01.03.2006 tarih, 09/354 sayılı kararla vize işlemi yapıldığı ve yeşil kartların kullanıldığı, sanığın 17.03.2006 ve 04.04.2007 tarihlerinde sigortalı olarak çalışıp 04.04.2007 tarihinde işten çıktığı ve 10.05.2007 tarihinden yeniden işe girdiği, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’na göre kendisi için 90 gün, eşi ve çocukları için 120 gün sonra sağlık sigortasından yararlanabilecekken yararlanmadığı ve yeşil kartları iade etmeleri gerekirken kullanarak toplamda 503,18 TL ilaç ve tedavi giderine neden olarak katılan kurumu dolandırdığının iddia edildiği olayda, hangi kurum bünyesinde olursa olsun sigortalı olan kişilerin giderlerinin, Devlet tarafından karşılanıyor olması, ayrıca, suç tarihinden sonra sosyal güvenlik hizmetlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde birleştirilmesi neticesinde harcamaların ortak bir kaynaktan yapılması, bu kişilere, sağlık sorunları nedeniyle yapılan gerçek bir tedavi ve harcamanın bulunması nedeniyle kurumun herhangi bir zararının da söz konusu olmadığının anlaşılması karşısında, nitelikli dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığından sanığın beraatine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 04.12.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.