Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/19958 E. 2014/12748 K. 24.06.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19958
KARAR NO : 2014/12748
KARAR TARİHİ : 24.06.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, 30/11/2008 tarihinde Ünye şehir stadının yanında bulunan Stad Taksi durağını aradığı ve telefona çıkan şikayetçi …’e, kendisini doktor … olarak tanıtıp … Eczanesi önünde bir kişinin beklediğini, elinde ilaçlar bulunduğunu, bu şahıstan ilaçların parasını ödeyip almasını ve Ünye Devlet Hastanesi’ne gelmesini söylediği, şikayetçinin de … Eczanesi önünde bekleyen sanık ile buluştuğu ve ilaçların bulunduğu poşeti alarak sanığa 68 TL verdiği, Ünye Devlet Hastanesi’ne geldiğinde doktor … adında bir kimsenin bulunmadığını öğrendiği, poşet içerisinde bulunan ilaçları kontrol ettiğinde toplam 9 TL değerinde ağrı kesici ilaçlar olduğunu anladığı, sanığın 01/12/2008 tarihinde bu kez Birlik Taksi durağını aradığı, telefona çıkan şikayetçi …’na hastası olduğunu, Ünye Devlet Hastanesi önünde beklediğini, hastaneye acil servis önüne gelerek kendisini almasını istediğini, fakat hastaneye gelmeden önce Hanboğazı mevkiinde bir şahsın kendisine rapor vereceğini, bu şahsa 70 TL vermesini, yanına gelince parayı ödeyeceğini söylediği,
bunun üzerine şikayetçinin … kendisini beklemekte olan sanığı bularak ona 70 TL para verdiği, hastaneye gittiğinde kendisini bekleyen kimsenin olmadığını anladığı, sanığın yine aynı tarihte 5 dakika sonra bu kez Terminal Taksi durağını aradığı, telefona çıkan şikayetçi …’e kendisini avukat olarak tanıttığı, Fatsa’ya gitmek istediğini söylediği, fiyat üzerinde konuşup anlaştıkları, akabinde şikayetçiye adliyeye gelmeden önce Garanti Bankası önünde bekleyen bir şahsın kendisine fatura vereceğini, bu faturayı alarak şahsa 70 TL civarında para vermesi gerektiğini söylediği, şikayetçi Hüseyin’in de Garanti Bankası Ünye şubesi önünde beklemekte olan sanığı bulduğu ve faturayı aldıktan sonra sanığa 75 TL vediği, daha sonra adliyenin önüne gittiğinde kimseyi bulamadığı anlaşılmakla; sanığın eylemlerinin her bir şikayetçiye karşı ayrı ayrı 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanıkların kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak; bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkarılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24/06/2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.