YARGITAY KARARI
DAİRE : 2. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/7048
KARAR NO : 2020/516
KARAR TARİHİ : 29.01.2020
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma-Ziynet Alacağı
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından, manevi tazminatın miktarı yönünden; davalı-davacı erkek tarafından ise birleşen davanın reddi, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ve ziynet alacağı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle ortak çocuk Kıral’ın 18.05.2018 tarihi itibariyle ergin olduğunun anlaşılmış bulunmasına göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Yoksulluk nafakası talebinin kabul edilebilmesi için nafaka alacaklısının boşanma yüzünden yoksulluğa düştüğünün belirlenmesi gerekir. Davacı-davalı kadın hakkında yapılan ekonomik ve sosyal durum araştırma tutanağında davacı-davalı kadının ev hanımı olduğu ve kira gelirinin olduğu bildirilmiş olup, gelir miktarı açıkça yazılmamıştır. Yerel mahkemece, davacı-davalı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmiş, bu konuda istinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesince davacı-davalı kadının elde ettiği gelire göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerekçesiyle davacı-davalı kadın yararına aylık 500,00 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir. Oysa davacı-davalı kadının ne kadar gelirinin bulunduğu ve bu gelirin kendisini yoksulluktan kurtarıp kurtarmadığı belli değildir. O halde, mahkemece davacı-davalı kadının maliki olduğu taşınmazların değeri ve bu taşınmazlardan elde ettiği gelirin miktarı tekrar araştırılıp, asgari ücret düzeyindeki gelirin yoksulluk nafakası almaya engel teşkil etmeyeceği (YHGK 2009/3-165-186) ve davalı-davacı erkeğin asgari ücretin üzerinde gelirinin olduğu hususlarının da birlikte değerlendirilerek, sonucuna göre yoksulluk nafakası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar dikkate alınmadan eksik inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
3-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, paranın alım gücüne, kişilik haklarına, özellikle aile bütünlüğüne yapılan saldırının ağırlığına, manevi tazminat isteyen davacı- davalı kadının boşanmaya yol açan olaylarda ağır ya da eşit kusurlu olmadığı anlaşılmasına nazaran davacı-davalı kadın yararına hükmolunan manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile, Türk Borçlar Kanunu’nun 50 ve 51. maddeleri nazara alınarak daha uygun miktarda manevi tazminat (TMK m. 174/2) takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle bölge adliye mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, ziynetler yönünden aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden Yakup’a yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna 218.50 TL temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcını istek halinde yatıran Menekşe’ye geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi.29.01.2020 (Çrş.)