YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/1956
KARAR NO : 2017/3494
KARAR TARİHİ : 03.04.2017
İTİRAZ
Hırsızlık suçundan sanık … hakkında yapılan duruşma sonunda; hırsızlık suçundan mahkumiyetine ilişkin Bursa 8. Asliye Mahkemesince verilen 11.12.2007 tarih 2006/905 esas 2007/1237 sayılı hükmün sanığın temyizi üzerine Dairemizin 16.01.2013tarih ve 2011/28308-2013/493 sayılı ilamı ile oybirliği ile düzeltilerek onanmasına dair kararına karşı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 09.03.2017 tarih ve 2017/5003 sayılı yazısı ile CMK’nın 196. maddesine aykırı olarak savunma hakkının kısıtlanması bakımından itirazı ile dosya Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.03.2017 tarih ve 2017/5003 sayılı itiraz istemi yerinde görülmüş olduğundan Dairemizin 16.01.2013tarih ve 2011/28308-2013/493 sayılı kararı sanık … yönünden kaldırılarak yeniden yapılan incelemede;
Sanığın, şikayetçiye ait iş yerinin bahçe asma kilidini kırarak ve dış kapı kilidini de zorlamak suretiyle açarak içeriden eşya alarak hırsızlık suçunu işlediklerinin anlaşılması karşısında; hakkında 5237 sayılı TCK’nın 116/2, 119/1-c ve yakınma bulunduğu için 151/1. maddeleri gereğince iş yeri dokunulmazlığını bozma ve mala zarar verme suçlarından zamanaşımı içerisinde işlem yapılması olanaklı kabul edilmiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Uyap kayıtları itibariyle, aynı yargı çevresi içerisinde bulunan Bursa E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda başka suçtan tutuklu bulunduğu anlaşılan sanığın yokluğunda yargılama yapılarak hükümlülüğüne karar verilerek 1412 sayılı CMUK’un 226. maddesine (5271 sayılı CMK’nın 196. maddesine) aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2-05.12.2006 günü gece saat 21.00 sıralarında iş yerini kilitleyen şikayetçinin ertesi günü saat 08.00 sıralarında iş yerinden hard disk ve oto anahtarı ile aracının çalındığını öğrendiği, 07.12.2006 günü gecesinde saat 03.15 sıralarında polisin bir başka yerden hırsızlık yapmak isteyen sanık ile arkadaşı diğer sanık …’i çaldıkları araçla yakaladığı, sanıkların atılı suçu işlemediklerini her aşamada savundukları olayda, tam vakti belirlenemeyen bir zamanda suçun işlendiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Anayasa Mahkemesi’nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK 53. madde 1.fıkra b. bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu ve kasten işlemiş olduğu suç dolayısıyla hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1.maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık …’in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle itiraza uygun olarak BOZULMASINA, 03.04.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi.