Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2017/2812 E. 2017/5688 K. 18.05.2017 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2017/2812
KARAR NO : 2017/5688
KARAR TARİHİ : 18.05.2017

Hırsızlık suçundan sanık …’nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-d ve 62/2. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/03/2007 tarihli ve 2015/475 esas, 2007/168 sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığı’nın 10.04.2017 gün ve 94660652-105-35-8674-2016-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 25.04.2017 gün ve 2017/25511 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,

MEZKUR İHBARNAMEDE;

1- Müşteki …’nun aracın kapısının kilit yuvasının tornavida ile bozulup kapıları açılarak düz kontak yapmak suretiyle çalıştırılmış olduğunu beyan etmesi, kapı kilidinin anahtarla ya da diğer bir aletle bozulmadan açıldığına dair delil delil bulunmaması nedeniyle eylemin lehe yasa değerlendirilmesi yapılırken 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-d maddesinde öngörülen “kilit açmak ” kavramının kilidi bozarak ya da kırarak açma durumlarını kapsamadığının anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin aynı yasanın 142/1-b maddesinde öngörülen suçu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında,
2-Kayden 11/08/1987 doğumlu olup, suçun işlendiği 21/03/2005 tarihinde onbeş yaşını doldurmuş olup, onsekiz yaşını doldurmamış olan sanık hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31/3. maddesi gereğince indirim yapılmayarak yazılı şekilde fazla cezaya hükmedilmesinde,
3-5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/4. maddesinde yer alan “Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme karşısında, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında, aynı Kanun’un 53/1. maddesinde belirtilen hak yoksunluklarına hükmedilmesinde, isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

23/03/2005 tarihli olay yeri tespit tutanağında, aracın sağ ön kapı ve sağ arka kapısında çarpma izlerinin olduğu, sağ arka çamurlukta çiziklerin olduğu, tamponun kırık olup dikiz aynasının yerinde olmadığı, sağ ön tekerleğiinin delinmiş olduğu, jantlarının darbe gördüğünün ve kaportasında çizikler olduğunun tespit edildiği, ancak kapı kilitlerine ilişkin bir tespiti bulunmayıp müşteki …’nun aracın kapısının kilit yuvalarının tornavida ile bozulmak suretii le kapıları açılarak düz kontak yapmak suretiyle çalıştırılmış olduğunu beyan etmesi, kapı kilidinin anahtarla ya da diğer bir aletle bozulmadan açıldığına dair delil bulunmaması nedenleriyle eylemin lehe yasa değerlendirmesi yapılırken 5237 sayılı TCK’nın 142/2-d maddesinde öngörülen “kilit açmak” kavramının, kilidi bozarak ya da kırarak açma durumlarını kapsamadığının anlaşılması karşısında; suça sürüklenen çocuk …’nin eyleminin aynı yasanın 142-1-b maddesinde öngörülen suçu oluşturacağı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması ile Kayden 11/08/1987 doğumlu olup, suçun işlendiği 21/03/2005 tarihinde onbeş yaşını doldurmuş olup, onsekiz yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk … hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 31/3. maddesi gereğince indirim yapılması gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde fazla cezaya hükmedilmesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 53/4. maddesinde yer alan “Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme karşısında, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan suça sürüklenen çocuk hakkında, aynı Kanun’un 53/1. maddesinde belirtilen hak yoksunluklarına hükmedilmesi nedenleri ile anılan hususlara yönelik kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüş olduğundan KABULÜ ile hırsızlık suçundan suça sürüklenen çocuk … hakkında İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/03/2007 tarihli ve 2005/475 esas, 2007/168 karar sayılı hükmünün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesinin 3. fıkrası uyarınca BOZULMASINA, aynı maddenin 4. fıkrasının (b) bendi uyarınca müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 18/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.