YARGITAY KARARI
DAİRE : 12. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/2087
KARAR NO : 2013/11721
KARAR TARİHİ : 28.03.2013
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından borçlu … aleyhine genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatıldığı; borçlu vekilinin 20.06.2012 tarihinde icra mahkemesine yaptığı başvuruda borçluya usulüne uygun yapılmış ödeme emri tebligatı bulunmadığını ileri sürerek usulsüz tebligat şikayeti ile birlikte gecikmiş itirazda bulunduğu, mahkemece istemin gecikmiş itiraz olarak nitelendirilerek gecikmiş itirazın kabulü ile takibin durmuş sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK’nun 65.maddesine dayanan gecikmiş itirazda, tebligatın usulüne uygun olarak yapılmış olması, ancak, muhatabın bir engel nedeniyle süresinde itiraz edememiş olması halinde gecikmiş itirazda bulunacak kişinin mazeretini gösterir delillerle birlikte, esasla ilgili itirazlarını ve dayanaklarını, engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde icra mahkemesine bildirmesi gerekir. Açıklanan yasa hükmünden de anlaşılacağı üzere gecikmiş itirazın ön koşulu, usulüne uygun bir tebligatın yapılmış olmasıdır.
Somut olayda; örnek 7 numaralı ödeme emri tebliğ işleminin Tebligat Kanunu’nun 21. maddesine göre 26.03.2010 tarihinde yapıldığı ancak dosya içerisinde bulunan … İl Emniyet Müdürlüğü’nün 23.07.2012 tarihli yazılarıyla borçlunun tebliğ tarihinde yurtdışında olduğu anlaşıldığından, tebliğ mazbatasında ki tebliğ memurluğunca tesbit edilen kayıt doğru değildir. Bu durumda takip borçlusuna usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş bir ödeme emri bulunmamaktadır.
Uyuşmazlığın İİK.nun 65. maddesinde yer alan gecikmiş itiraz kurallarına göre değil, 7201 Sayılı Kanunun 32. maddesine göre çözümlenmesi gerekir. Borçlu vekilinin mahkemeye verdiği dilekçede gecikmiş itiraz deyimini kullanmış olması, 6100 Sayılı HMK.nun 33.maddesi uyarınca hukuki tavsifin hakime ait olması nedeniyle sonuca etkili olmayıp, başvuru bu hali ile 7201 Sayılı Yasanın 32. maddesine dayalı usulsüz tebligat şikayetidir (Hukuk Genel Kurulu’nun 05.06.2001 tarih ve 1991/12-258 Esas, 1991/344 Karar sayılı kararı).
7201 Sayılı Kanun’un 32. maddesi gereğince, tebligatın usulsüz olması halinde muhatabı tebliğden haberdar olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi olarak kabul edilir.
Öte yandan, Hukuk Genel Kurulunun 5.6.1991 tarih ve 1991/12-258 Esas, 1991/344 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere “…usulsüz tebliğ işlemini öğrenen muhatabın bu tebliği öğrendiği tarihten itibaren yedi gün içinde şikayet yolu ile tebligatın usulsüzlüğünü icra mahkemesi önüne getirmesi gereklidir”. Borçlunun bildirdiği öğrenme tarihi esas olup, bu
tarihin aksi karşı tarafça ancak yazılı belge ile ispatlanabilir. Hukuk Genel Kurulunun 12.02.1969 tarih ve 1967/172-107 sayılı kararında da benimsendiği üzere beyan edilen öğrenme tarihinin aksi tanık beyanıyla ispat edilemez.
O halde mahkemece, şikayetçi borçlunun tebliğden haberdar olduğu tarih tespit edilerek yukarıdaki kurallar çerçevesinde tebliğ tarihinin düzeltilmesine karar verilmesi gerekirken, başvurunun gecikmiş itiraz olarak nitelendirilerek yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklıların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 28/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.