Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2012/11629 E. 2013/10352 K. 20.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11629
KARAR NO : 2013/10352
KARAR TARİHİ : 20.05.2013

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 29.12.2011 tarih ve 2007/34-2011/467 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Pamukbank’dan kullanmış olduğu kredilerin yeniden yapılandırılması amacıyla 15/11/2002 tarihinde “Borç ve tasfiye protokolü” imzalandığını, bu protokol kapsamında alınan kredilerin ve kullanılan teminat mektuplarının karşılığı olarak müvekkiline ait birçok taşınır ve taşınmazın teminat olarak gösterildiğini, Pamukbank’ın önce TMSF’ye sonra da davalıya devrinden sonra bu protolün davalı ile müvekkili arasında hüküm ifade edeceğini, müvekkilinin protokol kapsamındaki tüm yükümlülüklerini yerine getirerek banka lehine verilen ipoteklerin fekkini talep ettiğini, ancak müvekkilinin sadece mektup bedellerini faiz getirmeyen bir hesapta bloke etme yükümlülüğü altındayken sanki mektupların tazmin edildiği gibi bir mumameleye tabi tutulduğunu, oysa söz konusu teminat mektuplarının hükümsüz kaldığının aşikar bulunduğunu ileri sürerek ihtilaf konusu teminat mektuplarının hükümsüzlüğüne ve müvekkilinin davalı bankadan olan 30.000 TL alacağının avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı tarafından davacıya ait 20.000 TL’nin haksız yere bloke edildiği, bloke tarihinden serbest bırakma tarihine kadar davacının bu miktardan 4.861 TL gelir elde edebileceği, davaya konu 3 teminat mektubunun iadesinin mümkün bulunmaması nedeniyle hükümsüzlüğüne karar verilebileceği, risk karşılığı olarak teminat mektupları karşılığı 3.649,43 TL’nin bloke edilebileceği, bu miktarın komisyon tutarının da düşülmesinin ardından 2.633,15 TL’nin davalıya ödenmesinin gerektiği gerekçesiyle 4.861 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlekte tahsiline, davaya konu 3 teminat mektubunun hükümsüzlüğünün tespitine ve komusyonlar düşüldükten sonra kalan 2.633,15 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle tahsiline fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Davacı taraf diğer taleplerinin yarı sıra teminat mektuplarının da hükümsüzlüğünü talep etmiş, mahkemece de teminat mektuplarının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. Teminat mektubunun muhatabı dava dışı firma olduğundan, o firmanın yokluğunda teminat mektuplarının hükümsüzlüğüne karar verilemez. Bu itibarla, mahkemece davacıya anılan firmaya karşı dava açması için mehil verilmek ve bu lazimiye yerine getirildiğinde bu husustaki talep değerlendirilmek gerekirken dava dışı muhatabın yokluğunda görülen davada mektupların hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2- Taraflar arasında yapılan sözleşme de davacı lehine verilen teminat mektupları nedeniyle, davalı bankanın, teminat mektuplarının iadesine, iade edilmiyorsa iptaline kadar davacıya ait mevduatın makul miktarı üzerine akdi bloke koyma hakkı bulunmaktadır. Bu itibarla, dava konusu teminat mektuplarının hükümsüzlüğünün kesinleşmesine kadar bankanın ileride doğabilecek risklere karşı (10.000) TL’lik bölüm üzerinde bloke koymasında bir usulsüzlük mevcut değildir. Bu itibarla söz konusu hesap üzerinde bloke hakkı bulunduğundan, bloke konulan hesapta bulunan paranın iadesi istenemeyeceği gibi, bu paranın faizi de istenemez. Bu nedenle mahkemece, bloke edilen paranın istirdatına ve faizine ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olmuştur.
3- Davacı vekilinin temyiz istemine gelince, temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedildiği belirlenemediği gibi, temyiz harcının yatırıldığına dair makbuza da dosya içinde rastlanmamıştır. Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK’nın 434. maddesinde açıklanmış olup, buna göre temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Davacı vekili tarafından bu işlemler yapılmaksızın verilmiş temyiz dilekçesinin incelenme kabiliyeti bulunmaması nedeniyle temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, alınmadığı anlaşılan 90,00 TL temyiz başvuru harcı ile 24,30 TL temyiz ilam harcının davacıdan alınmasına, 20.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.