Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/3296 E. 2013/1693 K. 15.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3296
KARAR NO : 2013/1693
KARAR TARİHİ : 15.02.2013

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkili tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalanan aracın, davalının ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın çarpması sonucunda hasar gördüğünü ileri sürerek, 50.000,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kasko sigortalı araç ile davalının sigortacısı olduğu araç işletenlerinin aynı kişi olduğu, davalı … şirketi yönünden araç işleteninin 3.kişi kabul edilemeyeceği, BK’nin 116.maddesi uyarınca alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleştiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, TTK’nun 1301.maddesine dayalı rücuan tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, davacı kasko sigorta şirketine sigortalı araç ile davalı İMSS şirketine sigortalı aracın çarpışması sonucu araçta hasar meydana gelmiştir. Her iki aracın işleteni (maliki) aynı kişi olduğundan, BK.nin 116/1. (TBK 135/1) maddesindeki alacaklılık ve borçluluk sıfatı işleten Özerdemler Maden San. Tic. AŞ’de birleşmiştir. KTK’nin 85/1.maddeleri uyarınca, işleten olarak kendi sorumluluğunu üstlenen davalı ihtiyari mali mesuliyet sigortacısından tazmi-
nat talebinde bulunması mümkün değildir. Zira, İMSS üçüncü kişilerin zararlarını karşılamakla yükümlü olup, işleten aynı zamanda üçüncü kişi olamaz.
Yukarıda yapılan açıklamalara, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 3,15 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 15.2.2013 gününde Üye … ve …’ın karşı oyu ve oyçokluğuyla karar verildi.

-KARŞI OY-

Davacı vekili, müvekkiline kasko sigortalı araca davalının ZMSS sigortacısı olduğu aracın çarpması sonucu 50.000,00 TL hasar bedelini ödediğini, davalının olayda tam kusurlu olduğunu belirterek ödemiş olduğu miktarın 23.12.2009 ödeme tarihinden avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş,
Davalı … vekili, her iki aracın işleteninin Özerdemler Mad. A.Şti. olduğunu, bu nedenle alacaklı ve borçlu sıfatının birleştiğini belirterek davanın reddini savunmuş,
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre davanın reddine karar verilmiş,
Kararın davacı vekilince temyizi üzerine sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda karar onanmıştır.
Sayın çoğunluğun onama gerekçesine katılamıyoruz.
Dava, TTK 1301.maddesinden kaynaklanan kasko rücu davasıdır.
Bir borç bakımından alacaklı ve borçlu sıfatının birleşmesi borcu sona erdiren sebep olarak BK 116.maddesinde düzenlenmiştir.
BK 116/1 (TBK 135/1) maddesinde “alacaklılık ve borçluluk sıfatlarının bir şahısta içtimaiyle borcun sakıt olacağı, (f/1). Bu içtimaın zevaliyle borç avdet edeceği, (f/2) Gayrimenkul rehni ile kıymetli evrak hakkındaki hususi hükümler baki olduğu (f/3)”,
2918 sayılı KTK’nin 85/1 maddesinde “bir motorlu aracın işletilmesi ile bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu olacağı”, 85/son fıkra ile de “işleten ve araç işletecisi teşebbüs sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurlarından kendi kusuru gibi sorumlu” bulunduğu,
2918 sayılı KTK’nin 91/1.maddesinde “işletenlerin bu kanunun 85/1 fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu” olduğu,
2918 sayılı KTK’nin 92.maddesinde de ZMSS’nin teminat dışında kalan haller sayılarak, ZMSS Genel Şartları 1.maddesi ile yapılan düzenlemelerle ölüm veya cismani zararlar yanında bir şeyin zarara uğraması halinin de teminat kapsamında olduğu öngörülmüştür.
Kısaca ZMSS’nin amacı, trafik kazaları sonucu 3.kişilere verilecek zararların güvence altına alınmasıdır. Ancak ZMSS Genel Şartları A.3.b. maddesinde de işleten tarafından ileri Sürülecek tazminat taleplerinin teminat kapsamı dışında olduğu belirlenmiştir.
Somut olayda, davacı kasko sigortasına sigortalı 06 BK 7313 plakalı araç ile davalı ZMSS sigortasına sigortalı 06 BK 3684 plakalı aracın çarpışması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiş ve davacı kasko sigortası, sigortalısına hasar bedelini ödeyerek bu kasko rücu davasını açmıştır. Ancak her iki aracın da işleteni Özerdemler Madencilik A.Ş’dir.
Bir başka deyişle dava dışı malik-işleten Özerdemler Madencilik A.Şti 06 Bk 7313 plakalı aracını HDİ Sigorta A.Ş’ye kasko sigorta poliçesi ile 06 BK 3684 plakalı zarar veren aracını ise …ye ZMSS poliçesi ile sigorta yaptırmıştır.
Uyuşmazlık, aynı işletene ait iki aracın karıştığı trafik kazasında, gerek kasko sigortası, gerekse ZMSS sigortası farklı olsa da işletenin aynı kişi olması BK 116/1 (TBK 135/1) maddesindeki alacak ve borçluluk sıfatının birleşip birleşmediği ile birleşti ise borcun sona erip ermediği konusunda toplanmaktadır.
BK 116/1 (TBK 135/1) maddesi alacaklı ve borçlu sıfatının aynı mal varlığı kesimi içinde, aynı kişide birleşmesinin yarattığı “borcun sona ermesi” sonucu artık ifadan beklenen amaca ulaşılmasının imkansız oluşu olgusuna dayalıdır. Yani kişi kendisinin hem alacaklısı hemde borçlusu olamaz. Yasal düzenleme olmasaydı bile böyle bir ilişkinin doğal sonucu olarak borcun sona erdiği kabul edilebilirdi.
BK 116 maddesine göre birleşmenin var olabilmesi için bir “borcun” varlığı şarttır. Ayrıca borçlu ve alacaklı sıfatlarının aynı kişide toplanması gerekir. Alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide borcun doğumundan sonra gerçekleşen bir birleştirici olay nedeniyle gerçekleşmesi gerekir. En önemlisi birleşmenin alacak hakkı ve edimsel yüküm yönünden aynı mal varlığı kesimi içerisinde bir araya gelmesi şarttır. Bu koşulların gerçekleşmesi halinde birleşmenin sonucu olarak ancak borç sona erer.
Ayrıca yine somut olayda işleten-malik aynı olsada gerek zarar gören ve zarar veren araçlar farklı olduğu gibi, zarar gören aracın kasko sigortası HDİ Sigorta AŞ, zarar veren aracın ZMSS sigortası ise Anadolu Sigorta AŞ’dir. Her iki sigorta şirketi farklı tüzel kişilikler olup, farklı kuruluş anasözleşmeleri, farklı bütçeleri ve ana sermayeleri vardır. Ayrıca davacı kasko sigortasının mal-zarar sigortası türünden olan kasko poliçesiyle davalı ZMSS sigortası ise zorunlu sorumluluk sigortası türündeki poliçe ile kendilerine yapılacak sigorta poliçe değerlerinin ödenmesi karşılığında sigortalılarının davacı kasko ile zararını, davalı ZMSS ile
üçüncü kişilere verilecek işletenin sorumlu bulunduğu zararları ödeme yükümlülüğü altına girmişlerdir. Artık davacı ve davalı … şirketleri işleten-malik ile yapılan sözleşmeler ile sorumluluk yüklenmişlerdir.
Bu nedenle yukarıda açıklanan BK 116 maddesindeki alacak ve borçlu sıfatının aynı kişide ve aynı mal varlığında birleşmesinin gerçekleştiğinden bahsedilemeyeceği için birleşmenin şartlarının oluştuğu söylenemez. Kaldı ki, alacaklı ve borçlu sıfatları somut olayda işleten Özerdemler Madencilik A.Şti’ne biçimsel olarak birleşse bile, birleşme sigorta sözleşmeleri nedenleri ile aynı mal varlığında gerçekleştiğinin kabulü mümkün değildir. Bu tür olaylarda birleşmenin varlığını düşünmek, işletenin sorumluluğunu 3.kişilere karşı üstlenen ZMSS’nin mal varlığında haksız bir kazanç yaratılmasına, zarar görenin zararını üstlenen kasko sigortasında ise mal varlığının azalması sonucunu doğurur. Bu durumu hukuk korumaz.
Bütün bu açıklamalardan sonra somut olayda, sigortalısına zararını ödeyen davacı kasko sigortasının, davalı işletenin 3.kişilere verdiği zararı üstlenen ZMSS sigortasına karşı açtığı TTK 1301.maddesinden kaynaklanan rücu davasında, aynı işletenin farklı araçlarını sonuçları, kapsamları, amaçları farklı şirketler olarak farklı poliçe ile sigortaladıkları, BK 116 maddesindeki birleşme koşullarının aynı kişi ve aynı mal varlığı üzerinde gerçekleşmediği anlaşılmakla yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun kararın onanması yönündeki görüşüne katılamıyoruz.