YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/7281
KARAR NO : 2013/11026
KARAR TARİHİ : 13.06.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit-istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkili şirketin PVC kapı ve pencere imalatı ve satışı işiyle uğraştığını, diğer müvekkilinin de davacı şirketin ortağı ve yetkilisi olduğunu, davalının ise PVC üreticisi olduğunu, taraflar arasında bayilik sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili şirket tarafından bu sözleşme çerçevesinde toplam tutarı 50,000 TL olan iki adet teminat senedinin davalıya verildiğini, yine davalının talepleri doğrultusunda müvekkiline teslimi gereken mallar gelmeden önce ileri tarihli çek ve senetlerin de esasen teminat maksadıyla ancak müvekkilinin cari hesabına alacak kaydedilmesi şartıyla davalıya teslim edildiğini, cari hesap ekstresinden de anlaşılacağı üzere müvekkilince davalıya muhtelif tarihli müşterek çek ve senetleri ve nakit ödemeler gerçekleştirildiğini, ancak davalı şirketin bu ödemeler karşılığında teslim etmesi gereken PVC’leri teslim etmediğini, müvekkilinin davalı şirketten 52.345,47 TL alacaklı olduğunu, bu arada davalının 15,000 YTL bedelli müşteri çekini takibe koyduğunu belirterek müvekkilinin takibe konu bu çek nedeniyle ve bu çek haricinde davalıya teslim edilen çek ve senetlerden dolayı toplamda 54.345,47 TL borçlu olmadığının tespitine ve tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözlemenin 8. maddesi uyarınca müvekkilinin davacı taraftan 50,000 TL’lik teminat senedi aldığını sözleşmenin 8. 4. maddesine göre davacı tarafça verilen çek ve senetlerin davacı lehine alacak olarak kaydedilmesinin bedellerinin tahsili koşuluna bağlandığını, yine sözlemeye göre zamanında yapılmayan ödemeler için %3 oranında vade farkı ödeneceğini, müvekkilinin ticari defter ve kayıtlarının münhasır delil niteliğinde olduğunu, davacının müvekkilinden toplam 50.459,56 TL’lik mal aldığını, davacının aldığı bu mallara karşılık 59.200 TL’lik kıymetli evrak verdiğini, verilen kıymetli evrakın 50,600 TL’lik kısmının icra işlemine konu edildiğini, 8.600 TL miktarındaki evrakın da vade farkı ve gecikme faizi şartına istinaden müvekkili uhdesinde tutulmakta olduğunu, müvekkilinin vade farkı ve gecikme faizi toplamı 47.285,07 TL alacağı olduğunu, senetlerin ise teminat maksadıyla verildiği için bu miktarın istirdadının istenemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporlarına göre, davalının davacıdan halen alacaklı olduğu, sözleşmenin halen ayakta olduğu, davacı yanca sözleşmenin 8. maddesini de kapsar şekilde tüm maddelerini içerir bir örneğinin sunulamadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hükmü davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, iş bu davasında takip konusu yapılan 15,000 YTL bedelli çek ile bu çek hanesinde davalıya teslim edildiği iddia edilen çek ve senetlerden dolayı toplamda 54.345,47 TL borçlu olmadığının tespiti talebinde bulunmuştur. Davalı yan ise davacıdan satılan ve teslim edilen mal bedeli ve sözleşme gereği gecikme faizi ve vade farkından dolayı alacaklı olduğunu belirtip davanın reddini istemiştir.
Davacı yanın talebinde de açıklandığı üzere verilen müşteri çek ve senetleri ve ödeme makbuzları birlikte değerlendirilerek ve tarafların tacir olduğu da gözetilerek ticari defterler üzerinde inceleme yapılıp davalı yanın mal satışından ve vade farkından ne miktar alacaklı olduğunun saptanması yine davacı yanın verdiği müşteri çek ve senetleri de dahil olmak üzere davalının davacıdan yaptığı tahsilatlar tespit edilip taraflar arasındaki borç alacak miktarı saptandıktan sonra sözleşme gereği davacı yanca davalıya verildiği belirtilen 2 adet kambiyo senedinin teminat vasfının devam edip etmediği üzerinde durularak bir karar verilmelidir.
Her ne kadar mahkemece bu yönde bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alınmış ise de bu rapora taraf vekilleri gerekçelerini de göstermek suretiyle itiraz etmiştir. Hal böyle olunca, taraflara ait ticari defterler, ödeme belgeleri, verildiği iddia olunan çek ve senetler ile sözleşme hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi için üç kişilik bilirkişi heyetinden yeni bir rapor alınarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 13.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.