Yargıtay Kararı 19. Hukuk Dairesi 2013/6522 E. 2013/10363 K. 05.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6522
KARAR NO : 2013/10363
KARAR TARİHİ : 05.06.2013

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

– K A R A R –

Davacı vekili, davalının hazır beton satımından kaynaklanan bakiye borcu ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin borcu ödediğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, ispat yükünün ödeme iddiasında bulunan davalıda olduğu, davalının ise ödeme yaptığına dair dosyaya bir delil sunamadığı, alınan bilirkişi raporları ile davacının takibe konu miktar kadar davalıdan alacaklı olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının takibe itirazının iptaline, takibin devamına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Vade farkı talep edilebilmesi için taraflar arasında bu yöne ilişkin yazılı bir sözleşme hükmü veya yerleşik bir uygulamanın olması gerekir.
Somut olayda vade farkıyla ilgili olarak düzenleme bulunan 29.08.2008 tarihli sözleşmenin 7.3 maddesi “Alıcının hazır beton bedelinin vade hitamında ödenmemesi durumunda, gecikme farkı hesaplanarak faturası düzenlenir ve tahsil edilir. Alıcı bu uygulamayı aynen kabul eder” hükmünü içermektedir. Açıklanan bu madde gözetildiğinde satıcı davacının ödemenin gecikmesi halinde vade farkı isteyebilmesi önce hesaplama ve buna dayalı olarak da vade farkı faturası düzenlenmesine bağlanmıştır.
Davacı yan anılan sözleşme hükmü gereğince vade farkına ilişkin bir fatura düzenlememiştir.
Hal böyle olunca, mahkemece anılan sözleşme hükmü üzerinde yeterince durulup bir karar verilmesi gerekirken bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 05.06.2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Davacı, icra takibinde sözleşme uyarınca teslim edilen mal bedelinden bakiye kalan kısım ile zamanında ödenmeyen alacak için 522 günlük gecikme bedeli istemiştir.
Uyuşmazlık konusu olmayan 29.08.2008 tarihli sözleşme uyarınca davacının malı teslim ettiği, ödemelerin süresinde yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu yapılan vade farkı talebi için sözleşmede hüküm olması ya da fiili uygulama bulunması gerekir. Bu sözleşmede, teslim edilen hazır betonların bedellerine ilişkin faturaların ödeme tarihleri belirlenmiş, geç ödeme halinde vade farkı uygulanacağı da kararlaştırılmıştır.
Mal bedeline ilişkin faturanın teslimi ile ödeme tarihi net olarak belirlenmiştir. Bu tarihten sonraki ödemelere vade farkı tahakkuk ettirilebilir. Vade farkının miktarı ve hesap tarzı da sözleşmede düzenlenmiştir.
Sözleşmenin 7.3.maddesin de “……ödenmemesi durumunda, gecikme farkı hesaplanarak, faturası düzenlenir ve tahsil edilir”şeklindeki düzenleme vade farkının istenebilmesinin, vade farkı faturasının kesilmesi şartına bağlandığının kabulünü gerektirmez. Sözleşmeye göre, geç ödeme gerçekleşmiş, vade farkı alacağı doğmuştur.
Her aşamada bu alacak istenebilir. Hesaplanması da mümkündür. fatura düzenlenmesi işi vergi hukuku ile ilgilidir. Fatura düzenlemeden de, teslim edilen mal bedeli ya da vade farkı istenebileceğinden, çoğunluk görüşüne karşıyız. Mahkeme kararının onanması gerekir.