YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8739
KARAR NO : 2013/10440
KARAR TARİHİ : 11.07.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 14.06.2012 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 21.12.2012 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu tahsis belgesine dayalı elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Davacı vekili, 362 ada 86 parsel sayılı taşınmazın tapuda Hazine adına kayıtlı olduğunu, taşınmaz üzerindeki 3 katlı binanın müvekkilinin murisi adına tapu tahsis belgesinin bulunduğunu, zemin katında bulunan 3 adet işyerinden birinin davalı tarafından bakkal dükkanı yapılmak suretiyle işgal edildiğini belirterek işgal altında bulunan bağımsız bölümün tahliye edilerek elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazın elbirliği mülkiyete tabi olduğunu, davacının tek başına dava açamayacağını, dava konusu taşınmazı davacının kardeşinin vekilinden kira sözleşmesi ile kiraladığını, işgalci olmadığını, davanın reddini savunmuştur.
Hemen belirtilmelidir ki, kiralanan taşınmaz ister paylı mülkiyete isterse elbirliği halinde mülkiyete tabi olsun paydaşlardan biri taşınmazın tamamını ya da kendi hissesini diger paydaşa ya da üçüncü kişiye kiraya verebilir. Bir kimsenin bir taşınmaz ile ilgili olarak kira sözleşmesi yapması için mutlaka maliki olması gerekmez. Malikin yapılan sözleşmeye icazet vermesi halinde sözleşme ile bağlı olacağında kuşku yoktur.
Elbirliği mülkiyetine konu olan taşınmaz mallara ilişkin tahliye davalarında Türk Medeni Kanununun 640. maddesi uyarınca bütün paydaşların birlikte dava açmaları yahut biri davayı açmış ise devamı için diğer paydaşların tamamının bu davaya katılmaları zorunludur. Elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazda, kiralamaya yönelik tasarrufun da ortakların oybirliği ile yapılmış olması şartı ile geçerli olacağı kuşkusuzdur.
Diğer taraftan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.12.1996 tarihli ve 1996/14-763-864 sayılı kararında da belirtildiği gibi tapu tahsis belgesi bir mülkiyet belgesi olmayıp yalnızca fiili kullanmayı belirleyen ve ilgilisine kişisel hak sağlayan bir zilyetlik belgesidir. Tapu tahsis belgesinin varlığı tahsis edilen yerin adına tahsis yapılan kişi veya mirasçıları adına tescili için yeterli değildir. Tahsis kapsamındaki yerin hak sahibi adına tescil edilebilmesi için yasalarda belirtilen bazı koşulların gerçekleşmesi gereklidir.
Türk Medeni Kanununun 599. maddesinde murisin ölümü ile taşınır ve taşınmaz malları üzerindeki zilyetliğin doğrudan doğruya mirasçılarına geçeceği belirtilmektedir. Elbirliği zilyetliğinde tasarrufi nitelikteki işlemlerin tüm mirasçılar tarafından birlikte yapılması gerekir. Bu nedenle elbirliği zilyetliğinde birlikte hareket etme zorunluluğu vardır. Bu itibarla davaya konu olayda davacının murisi olan tapu tahsis belgesi sahibi Hacer Şeker’in mirasçılarının elbirliği halinde zilyet olduklarının kabulü ile elbirliği mülkiyetine kıyasen elbirliği zilyetliğine ilişkin hükümlerin uygulanması gerekir.
Somut olaya gelince, dava konusu taşınmaz adına tapu tahsis belgesi bulunan Hatice Şeker mirasçısı dava dışı … vekili tarafından davalıya 14.04.2012 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi ile bakkal dükkanı olarak işletmek üzere kiralanmıştır. Davalının dayandığı kira sözleşmesinin dava dışı mirasçı … vekili ile yapıldığı, diğer ortakların sözleşmede yer almadıkları gibi kira sözleşmesine icazet verdikleri de kanıtlanmış değildir. Davacı taraf eldeki davayı açmakla elbirliği zilyetliğine tabi taşınmazın kiraya verilmesine muvafakat etmediğini açıklamış olup tüm mirasçılar tarafından düzenlenmeyen kira sözleşmesine değer verilemez.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın elbirliği zilyetliğine tabi bulunduğu, kira sözleşmesinin geçerliliğinin tüm mirasçıların oybirliğine bağlı olduğu, somut olayda davacının kira ilişkisine katılmadığı gözetilerek bir karar verilmgerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 11.07.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.