Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2013/8850 E. 2013/13353 K. 13.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8850
KARAR NO : 2013/13353
KARAR TARİHİ : 13.06.2013

……..

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı, davalılardan……..bağlı muhtelif okullarda Nisan 1998 – Mart 2007 arasında ücretli öğretmen olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının 01.04.1998 – 01.05.2002 yılları arasında kısmi çalışma (part-time) esasına göre çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1’nci maddesi uyarınca uygulama alanı bulan mülga 506 sayılı Kanunun 79’uncu maddesidir. Anılan maddenin 10’ncu fıkrası(eski 8) hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen veya Kurumca tespit edilemeyen çalışmaların, sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesi amacıyla açılacak davaların, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde açılması gerekir. 506 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte beş yıl olan hak düşürücü süre 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanunla on yıla çıkarılmış, ancak 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanunla tekrar beş yıla indirilmiştir.
Söz konusu hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Hak düşürücü sürenin geçip geçmediğine ilişkin değerlendirmede, işyerinin bir kamu kuruluşu olup olmadığı önem taşımaz. Ancak, hizmetlerin geçtiği ileri sürülen işyerinin bir kamu kuruluşu olması durumunda; kamu kurumunda çalışanların hizmetlerinin kayıtlara geçirilmesi ve ücret ödemelerinin belgelere dayandırılması asıl olduğundan, işveren kamu kurumu tarafından düzenlenen resmi kayıt ve belgelerle
./..

-2-

davacıdan sigorta primi kesintisi yapılmış olduğunun anlaşılması halinde, söz konusu belgelerin ve kesilen primlerin Kuruma…… intikal ettirilmemiş olsa bile, artık hak düşürücü süre uygulanmamalıdır(HGK; 16.06.2008 gün ve 2008/21-429 E. – 2008/437 K.),
Öte yandan; talebe konu sürede kesintisiz çalışmanın (blok çalışma) varlığı halinde, hak düşürücü süre çalışmanın bittiği yılın sonundan başlar. Çalışmanın aynı işverenin değişik işyerlerinde kesintisiz gerçekleşmesi durumunda son işyerinden ayrıldığı yılın sonu esas alınır.
Somut olayda; davaya konu döneme ilişkin, davacının hizmetlerini bildirir işe giriş bildirgesi ya da dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerden herhangi birinin davalı Kuruma verilmediği, davacı çalışmalarının Kurum tarafından tespit de edilemediği ve işyerinin kamu kuruluşu niteliğinde olduğu ancak davacıya yapılan ödemelerden prim kesintisi yapılmadığı sabittir. Mahkemece, davacının kabule konu 01.04.1998 – 01.05.2002 tarihleri arasındaki 5 ayrı okuldaki çalışmalarının süresinde bildirimi yapılan 14.11.2002 tarihinden itibaren aynı nitelikte devam eden çalışması ile blok çalışma niteliğinde olduğundan bahisle hak düşürücü sürenin geçmediği kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davacının kabule konu dönemdeki çalışmalarının, sona erdiği tarihten itibaren her defasında yeniden başvuru ve onay sürecine tabi tutulduğu ve okulların…….. bağlı olsalar dahi, birbiriyle başka bağlantısı bulunmayan muhtelif lise ve ilköğretim okulları oldukları anlaşıldığından, çalışmaların blok çalışma olarak nitelenmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle Mahkemece, hak düşürücü süre nedeniyle kabule konu dönem yönünden de davanın reddine karar vermesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O hâlde davalı Kurumlar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

………