YARGITAY KARARI
DAİRE : 19. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/12867
KARAR NO : 2013/15548
KARAR TARİHİ : 07.10.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
– K A R A R –
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı icra takibine konu sözleşmedeki imzaların kendisine ait olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre; muhtelif kredi sözleşmelerinden doğan kredi borcunun tahsili için yapılan takibe konu sözleşmelerden 18.04.2006 tarihli 800.000TL bedelli kredi sözleşmesindeki imzaların davalı eli ürünü olmadığı, ancak bu sözleşmenin hesaba dahil edilmediği ve yine takibe konu diğer 4 (dört) adet kredi sözleşmesi içeriğine göre davalının kefalet limitinin 1.300.000 TL olduğu, davacının takip tarihi itibarıyla talebiyle bağlı olarak davalıdan 883.385,24-TL asıl alacak olmak üzere toplam 1.016.489,30 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı banka, davalı borçluya gönderilen 11.07.2007 tarihli ödeme emrinde ”Genel Kredi Sözleşmesi, ihtarname ve hesap özeti”ne dayanarak toplam 1.031.819,71 TL alacak isteminde bulunmuş, davalı süresinde verdiği itiraz dilekçesinde kısmi itirazda bulunduğunu belirterek, 18.04.2001 tarihli ve 800.000 TL bedelli kredi sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını bildirmiştir.
Mahkemece yapılan incelemede, 18.04.2001 tarihli kredi sözleşmesinde kefil sıfatıyla atılan imzanın davalıya ait olmadığı belirlenmiştir. Bu durumda; davacı bankaya icra takibinin dayanağı ihtarname ve hesap özetinde belirtilen cari kredi hesaplarının ilişkili oldukları kredi sözleşmelerinin hangi sözleşmeler oldukları açıklattırılıp, kısmi itiraz ve itiraz edilmeden kesinleşen hususlar da dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, davalının ödeme emrinin tümüne itiraz ettiği kabul edilerek, borcun hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığı açıklanmadan davalının sorumluluğuna ve tazminata karar verilmesi doğru olmamış, mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 07.10.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.