YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/10195
KARAR NO : 2012/14444
KARAR TARİHİ : 06.06.2012
MAHKEMESİ:SULH HUKUK MAHKEMESİ
Dava dilekçesinde 7.000 TL’nin tahsili için girişilen takibe yapılan itirazın iptali ile %40 inkar tazminatının masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü ile itirazın iptaline takibin devamına, icra inkar tazminat talebinin reddi cihetine gidilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; taraflar arasında yapılan harici araç satışı sözleşmesi gereği davacının davalı tarafa 7.000 TL değerinde … plakalı aracı teslim ettiğini ve karşılığında iki tane … plakalı ve … plakalı araçları, 1.000 TL kapora ve her biri 500 TL değerinde meblağlı üç adet senedin davacı tarafa verildiğini, bu senetlerden iki tanesinin davalı tarafından ödenip bir tanesinin ödenmediğini, davacı tarafa verilen iki adet aracın toplam değerinin 4.500 TL olduğunu ancak davalının, söz konusu araçların satışını davacı tarafa vermediği gibi araçları da davacının elinden aldığını, davalı tarafından davacı aleyhine açılan dava neticesinde davacıya verilen 1.000 TL kapora ile iki adet senet bedeli olan 1.000 TL olmak üzere toplam 2.000 TL’nin davacıdan tahsiline karar verilidiğini bu nedenle davalının, davacı tarafından kendisine verilen … plakalı aracı teslim etmemesi nedeniyle sebepsiz zenginleştiğini, davalı aleyhine araç bedeli olan 7.000 TL’nin tahsili için icra takibi yapıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında yapılan harici satış sözleşmesi gereğince edimini yerine getirmeyen davacı aleyhine davalı tarafından açılan davada, tüm bu hususların değerlendirilip hüküm altına alındığını, takasa konu araçlardan … plakalı aracın davalı uhdesinde bulunmayıp kayıt malikince çektirilip teslim alındığının kesinleşen mahkeme kararı ile sabit olduğunu;aynı taraflar arasında, aynı dava konusu hakkında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamayacağını; bu nedenle, öncelikle davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesini; aksi durumda, davacının haksız olması nedeni ile davanın esastan reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece; davanın kabulü ile davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve alacak likit olmadığından icra inkar tazminatının reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiştir. Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılamada bulunabilmesi için gerekli olan şartlardır. Bu nedenle dava şartları gerçekleşmeden bir davanın esası incelenemez. Mahkeme, hem davanın açıldığı günde, hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp, inceler ve bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartları dava açılmasından, hüküm verilmesine kadar var olmalıdır. Dava şartlarından bazıları olumlu (davanın açılması sırasında var olması gerekli); bazıları ise olumsuz (davanın açılması sırasında bulunmaması gereken) şartlardır. Dava şartlarının dava açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda davanın mesmu (dinlenebilir) olmadığından reddi gerekir.Taraflar arasında görülüp sonuçlanan davalı tarafından açılan … 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/241 esas 2010/1785 karar sayılı alacak davasında; taraflar arasında yapılan harici satış sözleşmesi gereğince davacının üzerine düşen edimini yerine getirmediğinden 26 KP 613 plakalı aracın devrinin sağlanması, mümkün olmadığı takdirde 7.000 TL satış bedelinin işleyecek faizi ile birlikte davacıdan tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir. Mahkemece,taraflar arasında düzenlenen 24.03.2008 tarihli harici oto satış sözleşmesinin resmi şekilde yapılmadığından geçersiz olduğu,geçersiz sözleşme gereğince tarafların birbirlerinden aldıklarını haksız iktisap gereğince karşılıklı olarak aynı anda iade etmekle yükümlü oldukları, buna göre davalı tarafa satışı yapılan … plakalı aracın 2008 yılı Kasım ayında davalı tarafından dava dışı üçüncü kişiye satıldığı ve araç malikinin aracı bağlattırarak teslim aldığı daha sonra kayıt maliki tarafından üçüncü kişiye satıldığı bu nedenle söz konusu … plakalı aracın davalı elinde bulunmadığı, davacı tarafa takasa verilen araçlardan … plakalı aracın da kayıt maliki tarafından trafikten çekildiği ve halen kayıt malikinin elinde bulunduğu, diğer takasa konu … … plakalı aracın ise davacı tarafından üçüncü kişiye satıldığı ancak davalıya teslim edilmediği anlaşıldığından davacıya verilen 1.000 TL kapora ile iki adet senet bedeli olan 1.000 TL olmak üzere toplam 2.000 TL’nin davacıdan tahsiline, bir adet senedin davalıya iadesine ve teslim edilmeyen … plakalı aracın davalıya teslimine karar verilmiş, hükmün temyizi üzerine; Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 23.05.2011 gün ve 2011/5020-8600 E.K. sayılı ilamı ile mahkeme kararı onanmıştır. Dava konusu uyuşmazlık hakkında bir kesin hüküm bulunuyorsa, aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamaz. Kesin hükmün bulunması olumsuz dava şartıdır (HUMK.md.237).Bilindiği üzere; maddi anlamda kesin hüküm, yargısal (kazai) kararlara tanınan yasal gerçeklik (hakikat) vasfıdır. Bu vasıf yargısal (kazai) kararların gerçeğe (hakikata) uygun olarak verildiğinin kabul edilmesini zorunlu kılar. Kesin hüküm kuralı, haklı ve adil kararların korunması yanında, kişiler arasındaki çekişmelerin sonsuza dek davam etmesini önlemek, toplumun istikrar ve düzenini sağlamak, hukukun ve yargının güvenirliğini korumak amacıylada kabul edilmiştir. Bütün yasal yollar kapandıktan ve verilen hüküm kesinleştikten sonra, aynı davanın tekrar yargı önüne getirilmesi, toplumda sonu gelmeyen çekişmelere, huzursuzluklara, istikrarsızlıklara, kazanılmış hakların her zaman ortadan kaldırılabileceği endişesine neden olur.Çelişkili kararların çıkmasına sebebiyet verir. Bu itibarla, tarafları, mevzuu ve sebebi aynı olan Devletin iştiraki, hakimin tarafsız araştırması ve iradesi ile kurulan, tüm yasal yollardan geçmek suretiyle; diğer bir anlatımla şekli yönüyle de kesinleşen önceki hükmün korunmasında kamunun büyük yararı bulunmaktadır.Hukukumuzda kamu düzeninden sayılan ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 237. maddesinde düzenlenen kesin hüküm tarafların anlaşmaları ile ortadan kaldırılamadığı gibi, mahkemece kendiliğinden (resen) gözönünde tutulur. Düzenlediği hak ve çıkar ilişkileri yönünden yasal gerçeklik (hakikat) sayıldığından taraflarını bağlar. (HGK. 08.12.2010 gün ve 1-602 E.-643 K.) Hemen belirtilmelidir ki, kesin hükmün amacı kişiler arasındaki uyuşmazlıkların kesin bir biçimde çözümlenmesidir. Bu amacın gerçekleşmesinde, hem kişilerin hem de Devletin yararı vardır. Çünkü kişiler, arasındaki uyuşmazlığın kesin bir biçimde sonuçlanması için dava sırasında bütün olanaklarını kullanırlar ve dava sonucunda verilecek kararla artık, bu uyuşmazlığın sona ermesini isterler. Bu açıdan, Devletin de menfaati söz konusudur. Çünkü Devlet, mahkemelerin sınırsız bir biçimde aynı uyuşmazlık (dava) ile, sürekli ve yinelenerek meşgul edilmesini istemez. Maddi anlamda kesin hükmün koşulları HUMK.nun 237’de açıklanmıştır. Bunlar; dava konularının (müddeabihlerinin), dava nedenlerinin ve yanlarının aynı olmasıdır.Görülmekte olan menfi tespit ve istirdat davası ile daha önce görülen kira bedelinin tespiti davasının yanlarının aynı olduğu konusunda bir tereddüt bulunmamaktadır.Kesin hükmün ikinci koşulu olan müddeabih, dava konusu yapılmış olan hak, yani dava ile elde edilmek istenilen sonuçtur. Önceki dava ile yeni davanın müddeabihlerinin (konularının) aynı olup olmadığını anlamak için hakimin eski davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni davada ileri sürülen talep sonucunu karşılaştırması gerekir. Kesin hükmün üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebi, hukuki sebep olmayıp, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Öyle ise; her iki davanın da dayandığı maddi vakıalar (olaylar) aynı ise, diğer iki koşulunda bulunması halinde kesin hükmün bulunduğundan söz edilebilir. Buna karşılık, taraflar arasında aynı yada benzer konuda kesinleşmiş olan bir hüküm ve burada saptanan maddi olgular, daha sonra ortaya çıkan uyuşmazlıklarda yukarıda açıklanan koşulların üçünün aynı anda bulunmaması nedeni ile kesin hüküm oluşturmasa bile güçlü delil oluşturabilir.
Davacı, davalı ile yaptıkları sözleşmenin geçersiz olması nedeniyle, davalıya verilen 7.000 TL değerindeki … plakalı aracın kendisine teslim edilmediğinden bahisle sebepsiz zenginleştiğini ileri sürerek; iş bu davayı açmıştır. Oysa, davalı tarafından açılan ve kesinleşen alacak davasında, tüm bu hususların mahkemece değerlendirilip hüküm altına alındığı, takasa konu araçlardan dava konusu edilen … plakalı aracın davalı uhdesinde bulunmayıp kayıt malikince çektirilip teslim alındığının kesinleşen mahkeme ilamı ile sabit olduğu anlaşılmakla ; Bu durumda mahkemece; taraflar arasında aynı konuda kesin hüküm bulunduğu gözetilerek, aynı taraflar arasında, aynı dava konusu hakkında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamayacağından HUMK.nun 237 maddesi gereğince, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu, işin esasına girilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 06.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.